Pazartesi, Eylül 21, 2020

Telif

0

Kop Cephesi Destanı

0
Kayısıların savdığı, elmaların kızarmaya başladığı, sıcak bir yaz gününde, bir Cuma vakti, Kalaycı Hilmi, kasabanın dar, uzun çarşısında merkebi Kıymetli’sinin üzerinde mareşal edasıyla zuhûr etti.Kahvehanelerin önünde taburelerine tünemiş, namaz vaktini bekleyen ahali hemen ayaklandı. Kimi koştu, Kıymetli’nin yularına yapıştı, kimi karşısına geçip asker selâmı verdi, kimi eğildi elini öptü. Herkes onu sağa sola çekiştirdi ama o kararlı adımlarla Kambur Cemal’in kahvehanesinin yolunu tuttu. Kahveye girer girmez hemen altına bir sandalye çekildi; dama, tavla şakırtıları kesildi. Altmışaltı oynayanlar kâğıtları bıraktı; masalar, sandalyeler düzeltildi, çaylar ısmarlandı ve çok geçmeden Kalaycı Hilmi’nin etrafında kocaman bir halka oluştu.

Film Seti…

0
“Ben arabayı yavaşlatınca sol çapraza doğru koşup hendeğe atlayın, hiç arkanıza bakmayın. Karşıya tırmanırken dikkat edin telde jiletler var. Ha birde unutmayın dediğim gibi arazi mayınlı, iki hafta önce IŞİD buradaydı, araziyi mayınladı aman tek sıra hâlinde koşun” diye talimat yağdıran şoförümüz bir insan kaçakçısı. İlginç bir takım elbisesi, yakası bağrına kadar açık parlak bir gömleği ve ince ince uğraşılmış itici bir sakalı var. Bu tozun toprağın içinde ruganları nasıl böyle parlıyor diye düşünüyorum sete doğru giderken.

“Bizim Çocuklar”ın Medya ile İmtihanı

0
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde hareketli geçen günlerden biriydi, Show TV’nin ünlü “anchorman”i Reha Muhtar’ın, akşam haberlerine; “Karşıt görüşlü öğrenciler çatıştı” diye başlaması kesindi. O “karşıt görüşlü” öğrencilerden “karşı taraf”ta olanların birçoğu üniversite eylemlerinde biraz piştikten sonra “fırınlanmak” üzere terör örgütünün kamplarına gönderiliyorlardı.

Başbuğ Atilla’nın Torunları: Turancı Macarlar

0
Macarların doğuya yönelişi ve Turan’ı keşfinde kendilerini Hunlarla özdeşleştirmeleri, Macar kralların soylarını Başbuğ Atilla’ya dayandırmaları hatta Macaristan’ın Bizans, İran ve Arap kroniklerinde “Türkiya” olarak adlandırılması bir dereceye kadar etkili olsa da asıl itici güç, Avrupa’da “yalnız” bırakılmaları ve “kuşatılmışlık” hissinin neden olduğu arayış hâliydi.

Bir İdealistin Not Defterinden

0
Hayatta insanın kıymetlisi, hatta bulabilirse en kıymetlisi ve hatta kıymetlileri olmalı. “Birini bulduk da” diyenler olabilir. Yeşilçam filmlerinde içimi burkan ve bana en insanî gelen sahnelerin başında, mahallenin iddiasız garibanının başroldeki kız ya da oğlana duyduğu karşılıksız ve imkânsız aşkı gelmiştir. Olmayacağını bile bile hiç bir karşılık beklemeden her şeyini feda etmeye hazırdır. Onu o zaafı ile vurup kimi zaman alay, kimi zaman da istismar edenlere hem öfke ile hem de acıyarak bakmışımdır.

Allah Seni Bu Millete Bağışlasın

0
Onu böylesine düşündüren şey; 93 Harbi sonrasında burnumuzun dibinde biten Rusların, ağır şartlarla bezenmiş Ayastefanos Antlaşması kararlarınca yaptırdığı San Stefano Anıtı’ydı. Sözde müttefikimiz olan İngilizlere Kıbrıs’ı vermek sûretiyle ancak işgalden kıl payı kurtardığımız İstanbul’a dikilen bu anıt, birkaç asırlık Rus düşlerinin sembolleşmiş biçimiydi…

0
Kendiliğimizden, kendimizden, kendi içimizden eksiliyoruz. “Hız” üzerine kurulmuş hayatlar, hız ve haz üzerine… Çok şey unutulmuş, geride bırakılmış, koştuğumuzu zannediyoruz ama aslında aksıyoruz. Konuşuyoruz ama aslında uğultular içindeyiz. Kibir yutmuş insanları, maşallah herkes çokbilmiş! “Sirke tadında böğürtlen reçeli” diye bir tiyatro oyununa gitmiştim geçenlerde, insanların bu bahsettiğim hâllerini düşündüren bir oyundu; unutulmazdı, oyunun içeriğini oluşturan o ismindeki tezat ve çağrışım, insanın karmaşasıyla ilgiliydi.

Duydun mu Taşların Feryâdını?

0
Tohum gibi düştüğümüz toprağa suâl etsen; “Tor şahin sürüleri” misâl “pervaz vurdular gökte” der. Seyyidlerin gönül buyruğuydu adları, bir gülistân ki bağrı dağlıdır. Tava gelir toprak,su yürür adlarını duyanda. Kudret pınarlarında yunduk evvelâ. Bir dem ki, belâ yelleri esti bozkırın avuçlarında. “Savrulduk” dediler kılınç üşüten erenlerin diyarına, bin turna semâhında, ayazında nârâlarının. Konduk, göçtük dünyâdan.

Ara Eleman Ülkesinde Bilim Kurgu’ya Hâllenmek

0
Bir ülkenin sineması gelişmek için meydana geldiği kültürün köklerinden beslenir. Dolayısıyla bilime ve bilimsel düşünceye yeterince pâye verilmeyen bir ülkenin sinemasında, bilim kurgunun izlerine rastlamamak da şaşırtıcı değil. Keza “Ulaştırma Bakanı” Binali Yıldırım’ın “bulut bilişim” ile ilgili vecizeleri ya da Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın yönettiği toplumu betimlerken paylaşmakta beis görmediği muazzam tespitleri, neyin ne sebeple ve nasıl olduğunu pek güzel açıklıyor.

Unutulan “Büyük Devrin” Romanı: BERZEM

0
“Berzem”, Selçuklu İmparatorluğu’nu anlatan bir tarihî roman ve Erkan Göksu da âdeta bu kitabı yazmak için doğmuş bir insan. Kitabı okuyup bitirdikten sonra, yazarın öz geçmişinin bulunduğu sayfaya döndüm ve Erkan Bey’in hayatını, yaptığı çalışmaları okuyunca kafamda kalan soru işaretleri de birer birer cevaplandı. Sıkmadan, tıkır tıkır ilerleyen bir kurgusu bulunan bu romanda, bir süre sonra, sizi sürekli meşgul eden bir soru beliriyor kafanızda: “Bir tarihî roman, nasıl bu kadar canlı olabiliyor?”

Yaratıcı Merkezli Bir Çevre Etiğine Dair Notlar

0
Aklı duygunun, kültürü doğanın, erili dişilin karşıtı (ve ondan üstün) olarak kabul eden Batılı düşün; tarih yazımından pozitif bilimlere kendisini bu ve benzeri ikicilikler [düalizm] üzerinden inşa ve var etti. Batı’nın bu düşünsel serüveni; insan zihninde organik görüşün yerini mekanik görüşün almasına yol açtı
Sepetiniz boş