Bir İdealistin Not Defterinden

0
50

Aralık 2015

Hayatta insanın kıymetlisi, hatta bulabilirse en kıymetlisi ve hatta kıymetlileri olmalı. “Birini bulduk da” diyenler olabilir. Yeşilçam filmlerinde içimi burkan ve bana en insanî gelen sahnelerin başında, mahallenin iddiasız garibanının başroldeki kız ya da oğlana duyduğu karşılıksız ve imkânsız aşkı gelmiştir. Olmayacağını bile bile hiç bir karşılık beklemeden her şeyini feda etmeye hazırdır. Onu o zaafı ile vurup kimi zaman alay, kimi zaman da istismar edenlere hem öfke ile hem de acıyarak bakmışımdır.

“Galiptir bu yolda mağlup” olanlar sözüne binaen, sebepsiz olarak ve imkânsız olanın peşinde koşanlarda hep ilâhî bir hikmet aramışımdır. Hiç bir şey bulamasam da yüzlerindeki ve yüreklerindeki samimiyet hep içimi ısıtmıştır.

Ah! Samimiyet… Bir insanda hiç bir şey olmasın, sâdece ve sâdece samimiyet olsun yeter. Çünkü güzel insan dediklerimin hepsinde gördüğüm tek ortak yön samimi olmaları idi. Hepsi farklı fikir ve inançlardandı ama samimi idiler.

Samimiyet nasıl bir şey ki?

Samimiyet asla ve asla yalan söyleyememek ve sahte davranmamaktır. İmkânsız görünen her şey ve hayat denen zorlu maraton bir kaç samimi insanla yaşanır olabiliyor. Samimiyet olmasa hayata hiç katlanılamaz. İntiharları samimiyetle önleyebiliriz ve tımarhaneleri samimiyetle boşaltabiliriz. Samimiyet insanlığın yeşerdiği yegâne iklim. İşte o azaldıkça yaşanmaz oluyor dünya.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here