Mustafa Ulusoy – Kayıtlar

3
1154

18.Kayıt
Hüseynik’ten çıktım şehir yoluna, can ağrısı tesir etti koluma.

Okuduğum tarihî makalelerde, tarihî kitaplarda savaşlar, yengiler ve yenilgiler anlatılırken savaşın bir yerinde kazanan için de kaybeden için de bir kırılma anı olduğundan bahsedilir. Belki aynı şey olmayabilir kırılma noktası belki çok tane olabilir ama kırılmalar vardır hep tarih boyunca.

Dün gece ilk kez yaşama umudumun ciddî anlamda sarsıldığını hissettim. “Kaygının çıkmamacasına yüreğimi ev edip oturuşuna tanığım.” desem yeridir. Bu kaygı duygusu kaybeden orduların ortak duygusuna benzettim bir an, içim ürperdi.

Savaşlardaki kırılma anlarının en klişe ve geçerli hikâyesidir panik havası. Panik dediğimiz şey de bir tür virüse benzer, cansızdır ama canlı bir nesneye tutunursa hemen can bulur. Yayılması için temas gerekmez; bir ses duymak, bir çift korkulu göz, aceleci bir insan görmek, paniğe kapılmış bir insanın ter kokusunu duymak yeterlidir. Hemencecik düşüverirsiniz mağlubiyetin pençesine.

Dün galiba videodaki insanların aceleciliği beni bu kaygı nöbetine sevk etti. Önü sonu kolaylıkla atlatabileceğimiz iki günlük basit bir sokağa çıkma yasağını nasıl bu kadar dallandırıp budaklandırabildiğimizi anlamak mümkün gördüğümüz gibi ve basit bir açıklaması var yaşamı sürdürme içgüdüsü.

Düşman askerler savaştıkları ordunun içerisine türlü söylentiler salarlar hem de savaşın en can alıcı yerinde! Bu söylentilerin, dedikodunun gerçek olmasıyla olmaması arasında çoğu zaman bir fark yoktur. “Düşmanın sağ kanadı çöktü! Kaçıyorlar!” “Düşman kumandanı öldü!” “Düşman kumandanı kaçıyor!” “Falanca yerden yardım geldi! Hele davranın yiğitler !” gibi onlarca söylenti kılıç çalan, yay tutan, ok atan, kargı, balta fırlatan çerilerin arasında dönmeye başladı mı ve bir yerlerde taktik icabı veyahut bölgesel sebeplerden bir geri çekilme yaşandı mı ve askerlerden üçü beşi bütün bunları birleştirip artık yaşayamayacağını, kimselere güvenemediği tatlı canın gideceğini anladı mıydı…

“Diri durun hele yiğitler!” diye bir nara duymak iktiza eder şimdi! “Bozman kendinizi düşman gülende! Gelemez korona kancığı yurdumuza biz kaldıkta kutlu evlerimizde!”
***
Bugün sıra yerli filmler listemizde:

– Karagöz Hacivat Neden Öldürüldü
– Cem Yılmaz Filmleri (AROG, Arif V 216, Yahşi Batı, Deli)
– Pardon
– Ölümlü Dünya
– Kibar Feyzo
– Susuz Yaz
– Canım Kardeşim
– Eşkıya
– Neredesin Firuze
– Çiçek Abbas
– Cüneyt Arkın Filmleri (Malkoçoğlu, Kara Murat ve Battal Gazi serileri ve Köroğlu)

17. Kayıt 
Leyla ile Şirin sevgililerimle boy ölçüşemezken Mecnun ile Ferhat bana nasıl denk olur?
Özbek Şarkısı

Boş oturdukça aklıma türlü fikirler gelmekte ama aklıma gelen şeyi bir kenara not almadığım için en özgün fikirlerim bile uçup gidiyor. Olay B6, B12 vitaminlerinin eksikliğini çoktan geçti, uzun zamandır böyleyim ben. Siz de bu sorundan bağımsız değilsiniz nitekim. Elinizde arabanın anahtarıyla arabanın anahtarını aramak, mutfağa su içmek için girip ne yapacağını unutarak mutfaktan çıkmak, ağzında sigarayla sigara aramak, gözünde gözlüğüyle gözlük aramak gibi bir şey bu bahsettiğim.

Not almaya üşendiğim her fikir çok büyük bir fikir gibime geliyor. Kaçan balık büyük oluyor haliyle.
***
Evde oturmaktan şiirimsi sözcükler cümleler dönmeye başladı başımda. “Pencereden içeri girmeye çalışan bahar rüzgârı birkaç vurucu mısra söyleyip çıkıp gidecek eğer pencereyi açarsam.” diyorum kendi kendime.

Sonra aklıma o İlhan Şeşen şarkısı geliyor aklıma ve içimdeki ses ekliyor: “Sen şiir sanıyorsun kuruntuymuş meğer!”
***
Gökçe Güneyoğlu ve Ezgi Akyıldız Porsuk Kültür’ün canlı yayınında Orhan Haşim Elmalı ve Engin Topuz’a “Hangi üç yazarı ev arkadaşı olarak görkem isterdin?” sorusunu sordular. Eğer yalnızca edebiyatçılar ve şarilerle sınırlı değilse benim cevabım Türk yazarlardan Gülçin Çandarlı, Refik Özdek ve Murat Menteş olurdu. Yabancı yazarlardan ise Tolstoy, Faye Kellerman ve Gumilyev olurdu.
***
Dünkü dizi listesinin ardından bir de izlediğim, beğendiğim filmler listesi hazırlayayım madem ama bunu üçe bölelim, yerli, yabancı ve çizgi başlıklarıyla. Bugün yabancı filmlerden başlayalım.

– Ceysın Born serisi (Jason Bourne 1,2,3,5,) (Dördüncü filmde Met Demın yok)
– Altıncı His
– Yüzüklerin Efendisi serisi
– Üç Aptal, PK, Her Çocuk Özeldir
– O, Yüzyılın Fırtınası, Yeşil Yol, Hayvan Mezarlığı (Kitaplarını daha çok tavsiye ederim)
– Holigan
– Matriks
– Raki serisi
– Limitsiz (Limit Yok)
– Jumanji

16. Kayıt

Sen her gece gelip benim rüyama giriyorsun, “Seni çok özledim.” diyor ve gidiyorsun.

Günlük uyku saatim yediyi çoktan geçti, sekiz oldu, sekizi de geçti dokuza doğru ilerliyor. Çok uyumayı sevmiyorum açıkçası ama insan vücudu her şarta kendini hazırlamakla meşhur olduğundan genel bir uyuşukluk peyda oldu bende.

Bizi çok geren günlük uğraşılarımızdan azade olunca da gördüğümüz rüyaların şekli değişiyor galiba. Bilinçaltımda yıllardır yatan şeylerden bazıları gün yüzüne çıkmaya başladı. İki gecedir rüyamda Ankara’ya gidip arabaya park yeri arıyorum. Birkaç gecedir bakkaldan abur cubur çalarken yakalanıyorum. Birkaç gecedir ölümlerine çareler arıyorum bazı insanların.

Kâbuslar benim için sorun olmadı hiçbir zaman; güzel ve gerçek olamayacak kadar güzel rüyalardan muzdarip oldum her zaman. Bir gün bir yazımda şöyle demiştim. “Bize acı veren kâbuslarımız değil; bize acı veren en tatlı rüyalarımızdır.”

***

Günlüklere başladım başlayalı aklıma gelen anılarımı yazmaya niyetleniyorum kısa kısa ama o anının kıyısına köşesine, öncesine sonrasına şöyle bir bakınca yazmaktan vazgeçiyorum. O anıyı daha geniş bir yazı olarak önümüzdeki aylarda gündeme almak daha mantıklı geliyor bana.

İki kilise, bir üniversite, birkaç tane de futbola dair yazmam gereken unutamadığım anlar var. Bu hatıralarımı hikâyeleştirmek için bile yaşama umuduna ihtiyacım var.

***

TRT’de Tozkoparan diye şahane bir dizi var. Dizinin iddiası aslında çocuk dizisi olmaktan ziyade Osmanlı okçusu Tozkoparan İskender’in hayatına birtakım göndermeler yaparak genel izleyici kitlesi olmalıymış.

Eniştemiz İbrahim Ethem Arslan’ın da rol aldığı diziyi can sıkıntısıyla mücadele edenlere öneriyorum.

***

Dizi demişken bir de izlediğim ve sevdiğim dizi-filmlerin listesini yazayım madem:

– Leyla ile Mecnun
– Behzat Ç.
– Yedi Numara
– Kurtlar Vadisi (İlk 97 bölüm)
– Superneyçırıl (İlk 7 sezon)
– Dr. Haus (Hekimoğlu da olabilir)
– Kardeş Payı
– Kaygısızlar
– Masum
– Süper Baba

3 YORUMLAR

  1. Mustafa kardeşim, 41.kayıtta bahsi geçen “Cinayet Süsü” filmini bir kaç gün önce ben de izledim. Genel olarak beğendim ama eğer eleştiri yazsa idim senin takıldığın yerlerin aynısını dile getirirdim.

    Kayıtların 81’i bulur mu, ne dersin?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin