İnsanda Cinsiyet Meselesi-I

0
Kadın ve erkek eşit midir? Birinin diğeri üzerinde herhangi bir üstünlüğü var mıdır? Hem semâvî dinlerin mensuplarınca, hem de dinsel inançların müdahil olup olmamasına bakılmaksızın gündelik hayatın pratikleri içerisinde kadınlar daima erkeğin aşağısında yer alan eksik bir tür şeklinde algılanmışlar ve bu meyanda muamele görmüşlerdir. Modern zamanların insânîyetli nutuklarına mukâbil, kadınlar gerçek hayatta yine horlanmışlardır ve erkek milletinin sahte hürmetleriyle beraber kadın hep ikinci sınıf insan olmaktan kurtarılamamıştır.

Zerefşan Levha

0
Uykunun hangi durağındaydım bilmiyorum. Bir ezan sesiyle başladı herşey. O ilk sadâ, fecrin yeminli sessizliğine dağıldığında başladı. O kadar büyüleyiciydi ki ses, dinlemeye koyulduğumda “Hemen bitmese!” diye aklımdan geçirdiğimi hatırlıyorum. Amma velâkin doğrulmamıştım galiba. Neyse...

Eflatun Mağara – Plato Cave Yeniden Yazımı

0
Bir mağara düşünün, bir yeraltı mağarası. İçinde insanlar düşünün, zincire vurulmuş insanlar, sâdece karşıya bakabilen ve kafalarını dahi çeviremeyen insanlar. Işık arkalarından vuruyor; kaynağı bir ateş, yalazlı bir ışık...

Avrupa’da İnsan Hakları Meselesi ve İslâmiyet’in Bakışı

0
Bildiğimiz gibi, insan haklarının -insanlığın ezeli bir problemi olmasına rağmen- dünya gündemine girişi 1789 Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Evrensel Beyannâmesi ile olmuştur. Bu beyannâme ile insanın, sırf insan olma sıfatıyla doğuştan gelen birtakım dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez haklara sahip olduğu, bunların da başlıca hayat, hürriyet ve mülkiyet hakları olduğu tespit edilmiştir.

Sembolik Bir Muhasebe

0
Ne düşünüyorsun?Zamanda bir parantez açmayı…Zor bir işe girdiğinin fakındasındır umarım, benim sana çok az bir yardımım dokunur ancak biliyorsun değil mi?Evet, farkındayım. Zorluğunu da biliyorum. Ben asıl imkânsız olmadığını kanıtlamak istiyorum…Fizik ötesi ilmine vakıf birine de ihtiyacın olacak sanırım, yardım için bir kuantum fizikçisine veya zaman makinesine ihtiyacın var mı? Bari onları tedarik edeyim...Yok, hayır.

Sönmeden Tüten En Son Ocağımız: Aile

0
“Kökler sağlam olunca, dallar nereye uzansa vatandan ayrılmaz” diyor Nihad Sami Banarlı: “Yaradılış efsânemizin dokuz dallı, dokuz köklü, iri gövdeli ağacı, bizim milliyetimizi ilk vatanımıza böyle bağlamıştı. Osman Gâzi’nin Şeyh Edebâlî’nin evinde rüyâsını gördüğü heybetli ve efsânevi ağaç da böyle idi: Kökü ana vatanındaydı.”

Korku

0
Nazım, niyâzım, Âh u zârım, âvâzım, Bir zamanlar duyduğum soylu korkuların büyük oranda buharlaştığı, o korkulardan kalan izlerin de bir sızı gibi tortulaştığı şu sıcak yaz gününde, Cemal Süreya’nın çok sevdiğim dizeleri düşüyor aklıma: “Parkta salıncak sırası bekleyen çocuk gibi bekledim seni Biraz heyecan, biraz da salıncağı 'başkası kapacak' korkusu işte.” Cemil Meriç, “kahramanlık, hatada ısrar etmemektir” diyordu. O yüzden korkmuyorum artık; ama dudaklarımda acı bir tebessüm, korkunun kaynağı ve nidüğü üzerine kafa yormadan da edemiyorum.

Çatıya Son Gelen Çürük Yumurta Olsun

0
Güzel günlerdi o zamanlar. O garip sıvıya mâruz kalıp, kendileri insana benzeyen kaplumbağalar, ustaları da bilge bir fareye dönüştükten sonra büyük bir macera yaşamışlardı. Akvaryumda yaşayan birer süs kaplumbağası olmaktan öte hayatları çok büyük bir anlama kavuşmuştu. Ne olursa olsun buna değerdi!

Bâbıâli Yokuşunun Mâruf İttihadçısı Erol Cihangir

0
Burası bâzen İstanbul Dağıtım oluyor, bâzen Büyük Milas Han’da küçük bir ofis, bâzen de Türk Ocağı çayhânesi veya belediyenin Binbirdirek’teki çay bahçesi… Her zaman olmasa da masada “великой победы” adlı bir sigara var.

Mektup Arkadaşı

0
Malatya'nın 40-50 hâneli bir köyü... Üç tarafı yüksek dağlarla çevrili... Gökyüzünü görmek için biraz gayret etmek lâzım. Pınarın gözüne yakın yerde... Giriş-çıkış sâdece dere boyundan... Gelin almaya gittik. Son derece sıcak ve candan ev sahipliği... Vakit ilerleyince herkes misafir paylaşmaya başladı. Akşamdan tanıştığımız bir arkadaş hatır koydu bizi misafir etmek için.

Kalbimi Hançerleyen Adam; Antoine de Saint-Exupery

0
Yer küre üzerindeki sayısız şehirlerin içinde yalnızca birini görmek için sabırsızlanıyorum; Lyon! Küçük Prens ile tanışma şerefine nail olan pilotun memleketi… Bahse konu pilot, Antoine de Saint-Exupery. Yalana gerek yok, ben bu ismi hiçbir zaman telaffuz edemedim. Küçük Prens’in vermiş olduğu samimiyet bir yana, “insanların telaffuzunda zorlandığı isme sahip olma” laneti yüzünden de kendimi hayli yakın hissediyorum bizim pilota…

Janjanlı Jakoben-I

0
Çevresindeki herkes aynı gerçeği tekrarlıyordu: “Boşuna yoruyorsun, yıpratıyorsun kendini.” Annesi, Zeynep, Havva ve diğerleri… Ağzına kadar iktidarsız aydınlığın ağrısıyla doluydu; zihinsel orgazm var ama maalesef ilkah yok. Söz dalaşları, kalem kavgaları: Hepsi haz ile mahdut, Selim ise hamileliklere hasret. “Kalem kılıçtan keskin olsa ne yazar, kısırlık denen kın içinde çürüyüp gittikten sonra.”

BAĞLI KALIN

16,688BeğenenlerBeğen
5,413TakipçilerTakip Et
8,742TakipçilerTakip Et
55AbonelerAbone

POPÜLER

Sepetiniz boş