Sönmeden Tüten En Son Ocağımız: Aile

0
33

“Kökler sağlam olunca, dallar nereye uzansa vatandan ayrılmaz” diyor Nihad Sami Banarlı: “Yaradılış efsânemizin dokuz dallı, dokuz köklü, iri gövdeli ağacı, bizim milliyetimizi ilk vatanımıza böyle bağlamıştı. Osman Gâzi’nin Şeyh Edebâlî’nin evinde rüyâsını gördüğü heybetli ve efsânevi ağaç da böyle idi: Kökü ana vatanındaydı.” (Devlet ve Devlet Terbiyesi, sayfa: 308.)

Kökleri olmayan ağaç nereye tutunacak? Bırakın tutunmayı, ilk rüzgârda savrulacak. İnsan için de geçerli bu; nereye tutunduysa, oradan yükselmekte. Fakat yeterince sağlam mı tutunduğu yer? Ötesi yok: Müsait olduğuna müstahak!

Banarlı’nın “ana vatan” bahsinde vurguladığı kök sağlamlığını, “Türk aile yapısı” başlığı altında değerlendirmek, pekâlâ mümkün. Tabiat, tehlikelerle dolu. Türk, haşerelere karşı köklerini ve gövdesini sağlam tutabildiği müddetçe var olmaya devam edecek. Şâyet köksüzleşirse, vatansızlaşacak. Muhakkak bir hikmeti olmalı: “Sönmeden tüten en son ocak” olarak vasıflandırılan ailemizin, dost ve düşman tarafından ne ile nasıl ve niçin tüttüğü bilinmekte. Sanıldığı ve tanındığı gibi… Sönmeden tütüyor çünkü saygı duymayı ve hürmet etmeyi millî terbiye olarak özümseyen bir millet barınıyor bünyesinde. İdealimizdeki nesillere ise yazılı olarak beyan edilmiyor bu; okuyarak değil, yaşayarak öğreniyorlar.

Bütüne ulaşmak için, teferruatına inmeli. Bir millet mayası ise söz konusu olan, aile yapımız sayesinde. Pekiyi, böylesi kadim bir kurumun niceliği kadar niteliği ilgi alanımızda mı?

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here