Hasan Erimez – Kayıtlar

1
776

1.Kayıt

30 yıllık ömrünün 20 yılında şöyle böyle kalem oynatan biri olarak, daima iki dünya arasında kalmışımdır. Birincisi içinde yaşadığımız, bütün meşgalesi ve gailesiyle akıp giden dünya; diğeri de hikâyelerimden, karakterlerimden, tasavvur ve tahayyüllerimden kelime kelime, cümle cümle kurduğum dünya… Ben daima bir yazarın asıl dünyasının masası, yazıları, kitaplarıyla kurduğu dünya olduğunu savunmuşumdur. Oradaki karakterlerinin dertleriyle dertlenmeli, kafasının içinde sürekli o dünyanın meseleleri dönmeli, handiyse bir yarı-şizofren gibi oranın insanı olmalıydı. Sosyal hayatın sürükleyip götürdüğü dünya ise ancak asıl dünyayı besleyen bir yer olabilirdi. Yani yazmam için gerekli maişeti temin ettiğim bir işyeri misali…

Dünyayı kasıp kavuran Korona salgını memlekete de uğradıktan sonra akıp giden dünyadan mecburen el ayak çekmek zorunda kaldık. Benim gibi 2 gün üst üste evde durmaya tahammül edemeyen biri dahi 1 hafta boyunca evde kaldı. Eşofman artık bir elbise olmaktan çıkıp adeta derim haline geldi. Dün nihayet her şeyi göze alıp, cebime bir şişe dezenfektan koyup, yüzüme maskeyi takaraktan teker-meker Kadıköy’e yuvarlandım.

Sokakları, caddeleri gezerken içimde adeta yıkıcı bir savaştan sonra terk edilmiş bir kentin ürküntüsünü duydum. Bütün cafeler kapanmış, kitapçıların ve dükkanların çoğu kepenk indirmişti. Hayat, bozuk saat kadranı gibi durmuştu. Sokakta insan namına tek tük kişiler vardı. Onlar da bu ürkütücü ıssızlıktan bir an evvel kaçmak istiyormuş gibi bir görünüp bir kayboluyorlardı. Gök kasvete bürünmüş, sokakların taş parkeleri cıscıvık çamura kesmiş, yalnız martıların sesleri işitiliyordu. Simit atıp eğlendiğimiz martılar dahi, şimdi bu manzara içinde insanoğlundan intikam almak için onlara saldıran ve şehirlerini ele geçiren yaratıklar gibi geldi gözüme. Bir an kendimi Tarkovski’nin “Stalker” filmindeki o girilmesi yasak, yıllardır kimse gelmediğinden ötürü yosuna ve otlara kesmiş “Bölge” denilen yerde gezer gibi hissettim. Şuurumda tek bir ses çınlıyordu: “Korkunç!”

Korkunç olan şey gördüklerim değil bilakis göremediklerimden ötürüydü. İnsan meğer ne kıymetli bir varlıkmış. Kadıköy’e ne zaman insem elinde içki şişeleriyle yalpa vurarak serserice dolaşanlar ve eşcinseller gibi insanları daima yadırgar, hatta bazılarına dişlerimin arasından küfredip geçerdim. Fakat şimdi bu korkunç, bu ıssız manzaranın içinde onların bile akıp giden hayata bir ucundan bir renk, bir canlılık, bir nefes kattığını anladım. Bu içimde hümanist bir çiçeğin açması değildi. Ben yadırgadıklarımı gene yadırgayacaktım. Ama insansız ne şehir ne sokak ne renk ne duygu hatta ne hikâye ne roman, hiçbir şey olmayacağını bütün korkunçluğu ve buz gibi gerçekliğiyle anladım. Ayrıca sadece asıl dünyamı besleyen bir yer olarak gördüğüm akıp giden dünyanın aslında o kadar da basit olmadığını anladım.

2 gün üst üste evde duramayan, sevdiğim semtte dolaşmaya doyamayan ben, başımın içinde tuhaf bir sızıyla tıpkı kaçarcasına eve doğru yol aldım. Sanki Sait Faik’in “Hişt! Hişt!” öyküsünün içindeydim.

“Nereden gelirse gelsin dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin! Bir hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları.
Hişt hişt!”

Ne illetmiş, bir “Hişt! Hişt!” sesini nasıl da özletmişti.

Eve geldiğimde, başımın sızısını dinlerken Kaptan’ın birkaç dizesini hatırladım:

“Ağır başlı kitaplar senin adına
En yiğit besteler seni söyler
Dünyada şarkılar misali yaşayansın sen.”

Umarım bu illet bir an önce son bulur ve biz yeniden ağır başlı kitapların ezeli ve ebedi kahramanları, en yiğit bestelerin muhatabı insanlarla bir arada oluruz. Dünyada şarkılar misali yaşayacağımız güzel günlere yeniden kavuşmak dileğiyle…

 

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

1 YORUM

  1. Kaleminize sağlık. İnşaAllah fethin gerçek manasına ulaşabilen insanlar olmak ve Fatih’in İstanbulu fethettiği yaşta nice fetihlere imza atan nesiller yetiştirmek duasıyla.Okuduğumuz güzel İstanbul ve fetih yazılarının yüreğe dokunanlarındandı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin