Kafka’nın “Melezleme”si: Basit Bir Benzeşim Kurma Denemesi

0
269

Eğer entelektüel gündemimizden bir an bile düşürmediğimiz, çözümsüz bir sorunumuz var ise, nereye baksak onu görür, nereye gitsek onunla karşılaşırız. Kaçış, kurtuluş yoktur. Zamanla, her şeyi -ama her şeyi- o amansız sorunun çözümsüzlüğüyle ilişkilendirmek konusunda uzmanlaşırız. Hani, “Ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne” derler ya, bizimki de o hesaptır. Hatta bir süre sonra, söz konusu sorun, âdeta kişilik kazanır: Hiçbir girişimimize gerek kalmaksızın, her şeyle kendi kendine ilişkilenir, hayatımızın her zerresiyle kendiliğinden kucaklaşır. Düşünsel dünyamız, o sorunun etrafında döner artık; hâliyle, okuduğumuz, üzerinde durup düşündüğümüz metinler de. Biz farkında olsak da olmasak da, pek çoğumuzun heybesinde, bu türden, cihangir, ömür törpüsü bir sorun muhakkak bulunur. Benim sorunlarımın taçsız kralı, yaşamöykümün çileli yanlarının baş biçimleyeni, durmaksızın kanayan zihinsel yaralarımın şahı da, “melez” kimliğimdir; ya da diğer bir deyişle: Mayamdaki “çift başlılık”. Orijinalliği yoktur. Bilhassa Batı dışı toplumlarda sıklıkla görülen, yaygın bir hastalıktır. Atalarımdan kalmıştır bana. Mânevî miras. Gözüm kulağım her daim onda, ona benzeyen, onu uzaktan yakından ilgilendiren, anımsatan şeylerdedir.

Kafka’nın hayvan öykülerini okurken de durum değişmedi. “Melezleme” adlı, tuhaf bir öyküye takılıp kaldı aklım. Okuyanlar bilir, kısacık, tanıtım filmi tadında bir öykü; sıkıştırılmış endişesanki.Atıştırmalık, hayvansal gıda. Soğuk meze.Daha başlarken bitiyor. Biterken tedirgin ediyor. Ama çığlığıyla değil, sakinliğiyle, soğukkanlılığıyla. Metni bir “ayna” gibi karşıma aldım. Bıkmaksızın, defalarca okudum. Kanserimi, Kafka’nın kırma hayvanıyla adamakıllı bezeyinceye dek…

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin