Tefekkür

0
139

Nûr-i aynım,

Bir önceki mektubumda, muhasebenin tefekküre bağlanması gerektiğini söylemiş idim. Kendi muhasebem -olması gerektiği gibi- beni ne amansız, ne girift, ne çetrefilli düşüncelere sevk ediyor bilemezsin. Bu düşünceler içindeyken zihnim ağırlaşıyor, ağırlaşıyor, âdeta omuzumun üzerine tonlarca yük bindirilmiş gibi oluyor. Aynı anda birçok düşüncenin süzgeçten geçirildiği o süreç içinde birbirine zıt onca duyguyu aynı anda hissediyorum, bunları dile getirmek istiyorum, dile getirmek ne kelime haykırmak istiyorum, hem de bir dağın gövdesinden feryat timsali lavların fışkırması gibi, ama susuyor ve çığlıklarımı içime gömüyorum. Tam da bu yüzden, sana yazdığım mektupları, henüz soğumamış lavların kelimelere dökülmüş hâli olarak tahayyül et; bu kabul ile oku onları, umulur ki o zaman yanardağ insafa gelecektir.

İnsanoğlu, kahir ekseriyetle, ancak mühim kararlar alırken tefekkür etmek ister. Zirâ zordur tefekkür, çileli iştir, üstelik çokça dürüstlük ister. Ve zirâ, ehl-i tefekkürün kendini acımasızca yargılaması iktiza eder. Böyle olduğu içindir kitefekkür, hayatın olağan akışına kendisini bırakmışların pek meyletmedikleri bir ameliyedir.

Peki nedir tefekkür? Öğün, şöyle açıklıyor:

“Bir dilin zenginliği, ince ayrımları vurgulayabilmesi ile kaimdir. Eskiden Osmanlıca bir kelime olan ‘tefekkür’ kullanırdık. Bu kelime Lâtince ‘idea’nın Arapça’daki karşılığıydı. Anlamı itibariyle ‘düşünme’ fiilindeki özel bir ‘derinliği’ anlatmaktaydı. İdea kavramı daha sonra ulusal dillere geçmiştir, örneğin İngilizce’de kullanılmaktadır. Düşünme eyleminin derinliğini anlatmak için hâlâ kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra diğer bir terim olan ‘thought’, düşünme eyleminin daha sığ ya da aktüel ve pratik boyutlarını ifade etmektedir.”

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin