Hüzün Kenti Kudüs – 3

0
103

Selahaddin;
Çatık kaşlıydı…
Bir derdi olanların yürekleri yufka olsa da kaşları böyle olur.
Nasıl olmasın ki? Kudüs, Haçlı işgali altındaydı.
Onun çocukluğunun oyunlarında bile Kudüs vardı.
Kumdan şehirler yapardı Kudüs’e benzeyen.
Büyüdüğünde hayâli gerçek oldu ve Kudüs’ü fethetti.
70.000 rakamına inat Haçlılardan kimseye dokunmadı.
Hatta onları serbest bıraktı. Fidyelerini sonra almak kaydıyla…

2IMG_2132Kudüs’te tüm binalar taştan yapılıdır.
Selahaddin Eyyubi’nin hücre büyüklüğündeki odası da…
Ben 2008’de Kudüs’te iken o odanın küçücük penceresinden dışarı baktığımda yağmur henüz dinmişti.
Kıyamet Kilisesi’ni ve tüm şehri boydan boya kuşatan bir gökkuşağı çıktı usulca.
Gökkuşağı;
Ey! Göklerin gözyaşı yağmura düşen ışık.
Ey! Kudüs gibi tüm renklere kucak açan sihir…
Ey! Karanlıktan aydınlığa, zulmetten rahmete çıkışın sembolü.
Selahaddin’i pencereden sana bakarken görmek isterdim.
Ve fotoğrafını çekmek…

Kudüs’e kan yakışmazdı.
İlkbay Han da şehri savaşmadan terk etti, diğer birçok emir gibi.
Ve Kudüs Osmanlı oldu.
Yavuz Sultan Selim’in Kudüs’e girdiği günün gecesi yatsı ezanı okunuyorken,
Gökyüzünde samanyolu hiç olmadığı kadar parlaktı ve yıldızlar kıpraşıyordu.
Aksa’nın bahçesi 12.000 Osmanlı askerinin ellerindeki şamdanların ışığıyla ışıl ışıldı.
Aksa’nın taş duvarlarında namaz kılan askerlerin gölgesi vardı.
Ben o geceyi size anlatmak için çabalarken,
Tam o esnada bir yıldız kaysın ve fotoğrafıma imza atsın isterdim.

2008’de Kudüs’te bir cumartesi günü, akşamüstü,4_MG_8923
Güneşin son ışıkları Ağlama Duvarı’na vuruyordu.
Altın Kubbe ise yine ışıl ışıldı.
Ezan sesi ve hüzünlü Şabat şarkıları birbirine karışmaktaydı.
Bu sahneyi izleyen yaşlı bir Yahudi’yi fark ettim.
Deklanşöre dokundum ve kıskançlığın fotoğrafını çektim.

Az ötede ise genç bir kız yere oturmuş defterine resim çiziyordu.
Ağlama Duvarı vardı, silik soluk kara kalem çizgilerde.
Ve Süleyman Peygamber dönemine hasretle “O günler tekrar gelse” diye duâ eden Yahudiler.

O esnada ressam olmak istedim.
Yapabilseydim eğer o çizgilere Mimar Sinan’ı dâhil ederdim.
Duvarın tamiratını planlarken.

Ve bir resim daha çizmek isterdim,
Ağlama Duvarı’nı ibâdet etmeleri için Yahudilere tahsis eden Kanûnî’nin bugünleri görür gibi kızgın bakan gözlerini…
.
Kudüs sokaklarında fotoğraf ararken bir anlatı buldum.
Köşedeki esnaf görür gibi aktarıyordu.
“1967’de Kubbet-üs Sahra’ya Yahudi bayrağı çekildiğinde Türk Büyükelçisi ‘İndirin o bayrağı!’ dedi ve bayrak bunun üzerine kubbeden indirildi.”
Olay gerçek miydi bilemedim, ama yaşlı Filistinli’nin gözlerindeki pırıltı gerçekti.
.
3aglama_duvariRüyamda bir sandık gördüm.
Ahd-i Atik kadar eski.
Usulca açtığımda içinden bir yazı çıktı:.

“Ben Kudüs…
İki şeye sahibim:
• Koca bir coğrafyayı küçücük bir birlikle yönetebilmenin sihrine…
• Ya da küçücük bir şehir için tüm dünyayı kana bulamanın sırrına…”

 

(Son) (Fotoğraflar: Aykut İnce)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin