Mayıs 2016 – Sayı 3

0
140

Yazılar

Unutulan “Büyük Devrin” Romanı: BERZEM

“Berzem”, Selçuklu İmparatorluğu’nu anlatan bir tarihî roman ve Erkan Göksu da âdeta bu kitabı yazmak için doğmuş bir insan. Kitabı okuyup bitirdikten sonra, yazarın öz geçmişinin bulunduğu sayfaya döndüm ve Erkan Bey’in hayatını, yaptığı çalışmaları okuyunca kafamda kalan soru işaretleri de birer birer cevaplandı. Sıkmadan, tıkır tıkır ilerleyen bir kurgusu bulunan bu romanda, bir süre sonra, sizi sürekli meşgul eden bir soru beliriyor kafanızda: “Bir tarihî roman, nasıl bu kadar canlı olabiliyor?”

TEHLİKELİ SAATLER

Vakit gece, daha bir mânâlı nağmeler. Yıldızlar daha bir parlak, içimizde büyüyen vâveylâ daha bir gür. Geceleri kopan fırtına kim bilir kaç umudu süpürür. Vakit gece, dem uzun; fakat her bahara duyulan hasret biraz mahzun, biraz içli, biraz sakat... Bu saatler tehlikeli saatler Mahbube, sen uyu.

Kafka’nın “Melezleme”si: Basit Bir Benzeşim Kurma Denemesi

Kafka’nın hayvan öykülerini okurken de durum değişmedi. “Melezleme” adlı, tuhaf bir öyküye takılıp kaldı aklım. Okuyanlar bilir, kısacık, tanıtım filmi tadında bir öykü; sıkıştırılmış endişesanki.Atıştırmalık, hayvansal gıda. Soğuk meze.Daha başlarken bitiyor. Biterken tedirgin ediyor. Ama çığlığıyla değil, sakinliğiyle, soğukkanlılığıyla. Metni bir “ayna” gibi karşıma aldım. Bıkmaksızın, defalarca okudum. Kanserimi, Kafka’nın kırma hayvanıyla adamakıllı bezeyinceye dek…

Telif

pompei’nin son günleri

andıkça zayıflıyorsun bir tamamlanmamışlık var sende sırtında bilmem kaç bin yılın ağrısı desem de nâfile en iyi sen bilirsinkanın çoktankesildiğini buluşmadanbir damarda ulaşıncabüyük anlatıların gölgesine en büyük nâmıyla gelenlerden hemen önce

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here