Turan: Hayaller Ülkesi mi? Mekân Felsefesi mi?

0
12

‘Coğrafya kaderdir’
İbni Haldun

Ayarsız’ın Temmuz-Ağustos sayılarında Kara Kütüphane köşesinin müellifi Tamer Sağcan, Turan hakkında arka arkaya ilgi çekici iki yazı kaleme aldı. Özetle ilk makalesinde Turan’ın bir ütopya olduğunu, somut olarak kurulmasının mümkün olmadığını ancak soyut anlamda bir ideal olarak bizleri pek çok alanda ileriye taşıyabilecek bir itki olabileceğini ileri sürdü. İkinci makale ise ağırlıklı olarak ilk yazıya gelen eleştirilere bir cevap niteliğindeydi ve ütopya kavramının zihinlerdeki pejoratif anlamına itiraz refleksi ile kaleme alınmıştı. İkinci metin, ilkinin aksine daha gerçekçi bir mefkûre olarak yorumlanan Pan-Türkizm konusuna yoğunlaşıyor, bunun gerçekleşmesini de Türk’ün ferasetine bağlıyordu.

Her iki metinde de dikkat çekilmeye çalışılan temel konu Turan’ın belirgin sınırları olan ve tek merkezden yönetilen bir ulus devlet olamayacağı meselesiydi. Aslına bakarsanız bu yaklaşımında da son derece haklıydı. Fakat eksik bırakılan kısım, Turan’ın nasıl algılanması gerektiğine ilişkin tartışmanın yeterince açıklığa kavuşturmamış olmasıydı. Nitekim Sağcan, her iki yazıda da bir ütopya olarak gördüğü Turan’a “bizleri çok çalışmaya sevk edecek bir olgu” atfında bulunmakla yetinmişti.

Peki, gerçekten de Turan, tarih felsefesinin konusu olarak bir hayaller ülkesi midir? Yoksa tartışılmayı bekleyen bir mekân felsefesi midir?

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here