Şopenauer’in Malikânesinden Seyrediyorum Main Nehri’ni

0
106

Artur Şopenauer’in (Arthur Schopenhauer) mâlikânesinden izliyorum Main Nehri’ni. Ortasından geçtiği şehre ihtişam, kenarında gezen insanlara iç huzuru veren Main Nehri; kim bilir Şopenauer’e neler hissettirmiştir? Pek dışarıya çıkmaktan haz almayan, yalnız kalmayı tercih eden, kalabalıklardan uzak duran, Hegel’den nefret eden, Kant’ın teorisine kafayı takan, pesimist ve neredeyse bir tek Goethe’nin ilgi gösterdiği Şopenhauer; “Tabiattaki İrade Üstüne” isimli çalışmasına yüklediği anlamı acaba Main Nehri’nin vakarlı akışına ortak etmiş midir?

Kafamın içerisinde düğümlenen sorular, soruların girdiği çıkmaz sokak; çıkmaz sokaktan ana yol geçirmeye çalışan sorgulayıcı dürtüler.

İnsanlar pek memnun hâlinden. Elele tutuşanlara bakılırsa, bir iki cadde ötesinde kartonların altında ısınmaya çalışan insanlar hayâletten ibâret. Genç kızların meşguliyeti cep telefonlarına indirdikleri “zayıflama” programını ayarlamak, genç erkeklerin meşguliyeti ise sağa sola kafa çevirmek. Yaşlılar sanki hayatı yeniden keşfetmişçesine papatya çiçeğinde çocukluk arıyorlar. Çocuklar tez vakitte büyümek istercesine büyüklerini taklit etme yarışında.

Şopenauer’in mâlikânesinden Main’ı izlediğimden midir bilmiyorum ama, kaşıntılı bir pesimistlik üşüştü başıma. Elime aldığım fotoğraf makinasıyla çıplak gözümle göremediğim ayrıntıları yakalamaya çalışıyorum. Havada uçan kuş, parke taşları arasında biten ot, nehirde yem avlayan ördek, sahibiyle birlikte koşan köpek ve bunlardan habersiz yaşadığını iddia eden kalabalık.

Şopenauer’in kanişi vardı. Kanişin ismi “nefes” anlamı taşıyan “Atman”dı. Kanişi öldüğünde ona benzer aynı türden alırdı. “Kaniş aynı zamanda ondan önce yaşayan kanişleri barındırır. Bu insanlar için de geçerli” derdi Şopenauer.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here