Sinema Üzerine Okumalar: Sinema Nedir? / André Bazin

0
269

Uzun süredir, her yerde farklı şekillerde karşıma çıkan bir sorunun cevabı için nitelikli bir yanıt arıyordum; sinema nedir? Bu konuda çok fazla okuma yapsam da genellikle daha yakın tarihte yazılmış ve bilhassa işin prodüksiyon yönüne daha fazla önem veren, Amerikan sinemacıların perspektifiyle hazırlanan kaynakları tükettiğimi fark ettim. Avrupa akımlarına, farklı sebeplerden ötürü (ister istemez) biraz mesafeli durduğum için, aradığım soruların yanıtlarını bir bir veren André Bazin’in geleceğe miras bıraktığı aynı adlı eserden ancak yeni haberdar olabiliyorum. Eğer hâlâ benim gibi “aydınlanmamış” olanlar varsa, bir an önce ışığı paylaşmak için yazmak istedim:

André Bazin, sinema kuramı denince akla gelen ilk isimlerden biri. Belki de ilki. “Sinema Nedir?” kitabının arka kapağına göre kendisi bir film filozofu, ki bence bu son derece yerinde bir tâbir. Fransız “Yeni Dalga” akımının, İtalyan “Yeni Gerçekçi” tarzının ve “Auteur” kuramının fikir babası, Fransız sinemasının basındaki bel kemiği olan Chaiers du Cinema’nın kurucusu ve “Sinema hayattır!” düsturunu benimsemiş, meslek hayatı boyunca da benimsetmeye çalışmış bir duayen… 40 yıllık kısa yaşam süresinde, geriye çok önemli bir miras bırakmış sanatsal bir dâhi. Bugün okullarda okutulan “Sinema Nedir?” kitabı 1958-1962 yılları arasında “Qu’est-ce que le cinéma?” başlığı altında yazılmış yazılarının derlemesinden oluşuyor. Tabiî ki yedinci sanat olarak anılan sinemayı yalnızca Bazin’in kuramına ve yaklaşımına göre tanımlamak, hem de bunu tek başına yapmak olası değil. Ama fikirlerinin zamanının ötesinde olduğunu ve modern sinemanın bugününe ve geleceğine, kendi döneminden başlayarak ışık tuttuğunu düşünüyorum. Bence bildiğimiz anlamı ile film eleştirmenliği de Bazin’in tarzı ile şekillenmiş ve kendi endüstrisini oluşturmuş sayılabilir. Ya da en azından katkısı çok büyük diyebiliriz.

Büyük Fransız yönetmenlerden Jean Renoir, Bazin’in konumunu şöyle özetlemiş:

“Çocuklarımız ve torunlarımız, geçmişten arta kalanları araştırırken değeri ölçülemez bir kaynağa sahip olacak; başuçlarında Bazin’i bulacaklar. Çünkü günümüzün kralı olan sinemanın bir ozanı var ve bu ozan Bazin. Alçakgönüllü bir dost olan bu adam, hastalığın pençesinde eriyip, vaktinden çok önce ölürken, geçmişin ozanları nasıl krallarını taçlandırdıysa, aynı o şekilde sinema sanatına saltanat payesini verdi. Gelecekteki insanlar, sinema sanatına yönelik yanlış inanışları ortadan kaldıran bu soylu ruha çok şey borçlu. Bazin’in etkisinin yıllar boyunca, hiç eskimeden süreceğine hiç kuşku yok.”

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here