Hayat Gailesi

0
177

Çok acıkan kurt, kasabaya iner. Bir köpekle karşılaşır. Köpek ona sahibinin verdiği yiyeceklerden bahseder ve dâvette bulunur. Evin kapısına geldiklerinde kurt, köpeğin boynunda bir iz görür. “Bu nedir?” diye sorar. Köpek, “Sahibim beni yedirir ama her akşam da bağlar” diye cevap verir. Kurt ormana geri döner…

***

Günün anlam ve önemine binaen şikâyetler silsilesi, biteviye devam ediyor. Ülküsüzlük nasıl bir girdap böyle? Biri ve diğeri, tartışılmazlarıyla mutlu iken, ötekinin idrakinde beşerî kutsalların tahakkümü ve dokunulmazlığı rahatsızlanmakta. İç ses: “Beyinlerimiz başkalarının cebinde!” Bir de aynadaki muamma var tabiî, “Kurtarıcılardan kurtulmalıyız!” Kurdun mizâcı dönüşüyor ve başkalaşıyor. Niçin teslim olmasın, esir alınamasın, aksi hâlde canına kıysın?

Her zamanki sessizlik şehrin bütün günâhlarını saklamakta. Gece kâfir gibi. Nefs, düşman, kölelik, eziyet, işkence, zulüm, facia… Laf lafı açmakta: Cüceler ülkesinde dev olmaya tâlip olanların, evvelâ kendi cüceliklerinden kurtulması gerekmiyor mu? Zaten cüceden kasıt, fizikî eksiklik değil. Ruhen, aklen, fikren, kalben bir cücelik söz konusu.

Hakikaten, ne çok endişe var etrafta, üşüşüyorlar âdeta. Kontenjan dolmak üzere. Kim kurcalıyor zihinlerimizi böyle? İşgal zihinde başlıyor, imaj ve algı çalışması spor olsun diye değil. Yıllardır ırzına geçiliyor idraklerin…  Kabul edecek mi bizi, asrın idrâki?

Karakter aşındıkça, her yol yürünebilirleşiyor.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here