Merhametsizliğe Alışıyoruz; Yazık Bize!

0
78

Sosyal medyayı şaşkınlıkla izliyorum…

Orada “bir kısmımız”, şiddete mâruz kalan mâsum yurttaşların da şiddeti yaratanlar veya körükleyenler kadar suçlu olduğunu kanıtlama derdinde.

İyi yüreklileri tenzih ederim, bir kısmımız diyorum…

Hâlbuki kaza kurşunuyla olsa dahi, “bir çocuğun sokak ortasında öldürülüşünden” söz ediyoruz meselâ.

Cemevi kapısında bir kör kurşunla hayatından olandan…

Polisin gaz fişeği gözüne denk geldi diye dünyası kararandan…

Ya da belediye otobüsüne atılan molotof kokteylin tutuşturduğu genç kızdan…

21. yüzyılın Türkiye’sinde…

 

Bu, giriş paragrafı siyaset terimleriyle oluşturulabilecek sıradan bir hikâye değil.

Bizler, yâni ben ve okurlarımın çoğu, siyasetçi de değiliz zaten.

“İnsan” tarafımızla ilgili önemli ve gerçek bir olay, bir dram bu…

Aynı zamanda çocuğu olan, çocuğunu her sabah şehrin tekinsiz kalabalığına emanet eden veya bizzat sokağa çıkan herkesin, her birimizin dikkat kesilmesi gereken bir “felâket ihtimalidir” bu…

Zira insanın evlâdını yitirmesiyle, yaşanabilecek en kötü felâkete uğraması aynı şey sayılır; ama bu “savunmayı” ilk üstlenen parti sol çizgide diye bu acının da sâdece o parti çizgisinde düşünenlerin meselesi olduğunu düşündüğümüz oldu ne yazık ki.

İsimler ve olaylar bence mevzu bahis değil!

Ana fikir can yakıcıydı, bunu söylemeye çalışıyorum.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin