“O. Çocuğu” Kelimesinin Arkeolojisi Üzerine Bir Deneme

0
68

Yeni Akit gazetesinin 31 Temmuz 2014 tarihli nüshasında Hasan Karakaya tarafından kaleme alınan “Eyy İsrail yönetimi, size ‘O…. çocukları’ diyebilir miyim?” başlıklı yazı, geniş ilmî değerlendirmelerinden dolayı, ufkumu açtı. Daha önce bu konuda hiç düşünmediğimden olacak, derinden etkilendim. Müteveffâ üstadın ortaya koyduğu metodu izleyerek kelimenin tanımı, tarihçesi, bu sıfatla anılanların nitelikleri ve nihayet “veled-i zina”, yâni “o. çocuğu”nun başka toplumlarda rastlanıp rastlanmayacağını irdelemek istedim. Bu makalenin ortaya çıkmasında Karakaya üstadın izlediği bilimsel yöntem belirleyici olmuştur.

Karakaya bu ilmî meselenin en mütehassıs isimlerinden biridir. Fatih Altaylı’nın, 28 Şubat sürecinin cafcaflı yıllarında, üniversitelere alınmayan başörtülü öğrencilere ilişkin Hürriyet gazetesinde yer alan bir resmi yorumladığı radyo programında: “Bir kadın var orada, kadın olduğunu da hiç zannetmiyorum. Bu büyük ihtimalle bir fa…. Bir pankart açmış, öğrenci değil o, buraya getirilmiş bir fa…. Üniversite önünde eylem yapanların arasında bakıyorum da öğrenci yoktur. Belki bir iki tane. Bunlar kevaşe kevaşe. Toplanmışlar oraya ellerinde ‘7.4 yetmedi mi?’ pankartı. Bunlar şeytana tapanlar. Satanistler ve şeytanla işbirliği hâlinde oraya toplanmışlar. Bunları odunla döveceksin. Zaman zaman kimi askerlerin gereksiz çıkışlar yaptıklarını düşünürdüm ama bunlar hiç gereksiz değilmiş. Bu aşağılık köpek sürüsüne az bile yaptıkları. Bunlara daha örgütlü çıkışlar yapmak lâzım. Bunlara balans ayarı lazım; balans ayarı. Bunları takacaksınız rot balans makinesine döndüre döndüre balans yapacaksınız; aşağılık şer…ler.” demesi üzerine 2003 yılında Karakaya, Vakit gazetesinde “O. Çocuğu” başlıklı bir makale yazmıştı.

Üstad Karakaya, söz konusu makalede şunları dile getiriyordu: “Okuma hakları ellerinden alınan ‘başörtülü’ öğrenciler için ‘fahişe’ diyebilecek kadar adileşen, pespayeleşen bir ‘o. çocuğu’na, hak ettiği dilden cevap vereceğim. Dikkat edin; ‘o.’nun çocuğu’ değil, ‘o. çocuğu’ diyorum. Çünkü ‘ana’sının kabahati yok. bilseydi, büyüyünce böyle bir ‘mahlukat’ olacağını hiç doğurur muydu onu?.. Evet; o, kafası o. laşmış bir fahişe!.. O, bir o. çocuğu!.. O, mümkün değil ki, anasının rahminde büyümüş bir ‘cenin’ olamaz!.. Olsa olsa; ‘9 ay 10 gün çektiği kabızlık’tan sonra makatından defettiği bir ‘b.k’tur!.. Düşünüyorum da; bir ‘insan’dan, mümkün değil, böyle bir ‘yaratık’ çıkamaz!.. Bir kadın, böyle bir ‘enik’ doğuramaz! Aklım, havsalam almıyor. Hiçbir ana-baba, böylesine bir ‘pislik’, böylesine bir ‘mikrop’ üretemez!.. Hele hele; 9 ay boyunca taşıyamaz bünyesinde!..” Karakaya bununla da kalmıyor, söz konusu yazısında sözlerini daha da ileri götürüyordu. Ama su kadarı kâfi gelir diye düşündük. (Karakaya’nın yazısında mezkûr kelime açık yazılmıştı ama biz başlıkta da kullandığımız kısaltmayı tercih ettik.)

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here