Özümüze Dönmek, “Öz”den Vazgeçmemektir

0
129

Medreselerimizde uzun zaman okutulan Mâturidi yolunun büyüklerinden Nesefî’nin “Tevhidin Esasları” eseri şöyle başlar:

“Nesnelerin gerçekliği vardır, onların insanlar tarafından bilinebileceği de kesinlik derecesindedir. Çünkü bunu inkâr eden sergilediği tutumla, yok deme yoluyla da olsa bir gerçekliğin var olduğunu kanıtlamış olur. Bu yolla da onların ontolojik varlığı kaçınılmaz şekilde sübût bulur. (Çünkü onların reddedilmesi de bir gerçekliği ifâde eder.)”

Bu satırlar, hakikatin imkânını ve bunun sonucu olarak düşünmenin önemini açıkça ortaya koyar. Bu bir milletin, evren (âlem) anlayışını ortaya koyar. Türk milletinin din anlayışı bu görüşün (hakikatin bu dünyadaki imkânı) üzerine kuruludur dense yeridir.

***

Evrenin bir özü var mıdır? Bu soru düşünürlerin cevabına göre felsefe tarihinde tasnif yapmak için bir ölçüt olarak kullanılabilir. Bu sorunun cevabı, varlık ve bilgi görüşlerimizden ahlâkî tutumlarımıza kadar, felsefenin tüm konuları ile yakından alâkalıdır.

Modern dünyada bu konu hakkında konuşmak pek muteber değildir. Evrenin özüne dair tartışmanın ya da tüm metafizik tartışmaların felsefe tarihinde tüm açıklığıyla cevaplandırılmış gibi davranılması, modern insanın en büyük sorunudur. Modern insan, çözülmemiş metafizik sorunlara kulaklarını tıkamıştır, bu türden sorunların modern insanın kafasını meşgul etmesi uygun değildir! Evrenin bir özü olup olmadığı kimsenin umurunda değildir, olmamalıdır da. Kadim felsefî meseleler, maziye terk edilmeli, modern insan sâdece bugünü yaşamalıdır.

Bugün, modernlik hep siyasî yanıyla tartışılıyor. Siyasetin kapsayıcılığından dolayı bu tutum doğrudur. Ama bu siyasî tavır, felsefî olarak modernliğin nereye düştüğünü gözden kaçırmamıza neden oluyor. Meselâ Descartes’ın Klasik Mantık’a ilişkin şu tutumuna bakın:

“Mantık, kıyasları ve başka bir sürü kuralları ile yeni bir şey öğretmekten ziyade, belli şeyleri başkalarına açıklamak yahut da Lullus’un sanatı gibi bilinmeyen şeyler hakkında muhakemesiz söz söylemekten başka şeye yaramıyor. Gerçi mantıkta pek doğru ve pekiyi birçok kurallar varsa da, aralarına birçok zararlı ve gereksizleri de karışmıştır. Böylece doğru ve iyileri zararlı ve gereksizlerden ayırt etmek yontulmamış bir mermer taşından Diana ve Minerva’nın heykellerini çıkarmak kadar güçtür.” (Metod Üzerine Konuşma)

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here