Bibliyomanın Savunması

0
54

Oğuz Atay “Günlük&Eylembilim” adlı eserinde Türk okuruyla Batılı okurun mukayesesini yapar. Atay’a göre Batılı okur eseri şekil yönünden inceler; roman karakteriyle ünsiyet kurmaktan kaçınır. Başka bir deyişle Batılı okur için bir edebî eserin kıymeti eserin biçimiyle alâkalıdır. Yâni Batılı okuru içerikten ziyâde anlatımın renkliliği, üslûp, özgünlük gibi başlıklar ilgilendirir. Biz Türklerin de dâhil olduğu Doğulu okur ise karakterlerle duygusal bir bağ kurar. Sözgelimi biz, Amado’nun Kızgın Toprak’ında, günlerini ölümün âniden, nereden çıktığı belli olmayan sinsi bir yılanın ısırığı veya bir öfke bunalımı sırasında ateş alan namludan yağan kör kurşunlara hedef olmak kadar yakın olduğu ölüm kokulu Amazon topraklarında, günün ilk ışıklarından gece yarılarına kadar kan ter içinde çalışmaları yetmiyormuş gibi bir de zâlim ve hakkâniyetsiz patronlarının gadrine uğramakla geçiren yorgun kakao isçilerinin dertleriyle dertleniriz. Raskolnikov’un ikilemleri bizim de âsâbımızı bozmaktadır ve Kafka’nın mürekkebinden damlayan o buhran dolu satırlar bizi avukat Huld’un kasvetli ve havasız evine götürdüğünde karanlık bir meçhûlden damıtmaya çalıştığı umut kırıntılarının peşinden koşan talihsiz K gibi bizler de nefessiz kalır bir an önce kendimizi dışarı atmaya çalışırız.

Sâdece kitaba değil sinemaya bakışımız da bundan farksız. Parlak saçlarını yana taramış fakir esas oğlanla beraber üniversite amfisinde ders çalışmak yerine fütursuzca eğlenmeyi tercih eden zengin kıza kopya verirken yakalanabilecek olmanın heyecanını da duyarız, mazlûm kahramânımız iflâh olmaz derdini meyhane köşelerinde sonu bir türlü gelmeyen içki şişeleriyle dindirmeye çalıştığında hemen yan masaya iskemlesini ihtiyatlı bir şekilde çeken de bizizdir. Omzuna astığı beyaz bezi ve her dâim babacan simâsıyla kâr etmeyi değil âsâbı bozuk delikanlının sağlığını düşünen kanaatkâr meyhaneci, delikanlının yeni bir kadeh içki talebini katiyetle reddedecektir. Zira kendini iyiden iyiye kaybeden delikanlı ayakta bile güçlükle durabilmektedir. Bu gecelik bu kadar yeterlidir. Delikanlı körkütük sarhoştur. İşte o anda sendeleyerek kapıya doğru yönelen gamlı delikanlının koluna giren o vefakâr dost, bizizdir. O çamurlu yolda bir daha asla geri gelmeyecek o eski kamyon bizden sonsuzca uzakta bir ikbâle yol alırken, aşkı değil emeği seçmiş olan iri gözlü güzel kadının hüznünün aynını duyarız içimizde.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here