Yüzyıllık Bakır Kapları Melamin Kaplarla Değiştirdiğimizde Bitmişti Her Şey…

0
89

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin modern Türkiye’nin doğuşunda önemli bir tarihe işaret ettiği kaçınılmaz bir gerçek olmasına rağmen asıl büyük dönüşüm 70’lerin sonu 80’lerin başından itibaren gerçekleşir. Yüzde sekseni köylü olan bir toplumun şehirleşme çabası modern Türkiye’nin gerçek anlamda oluşması için ilk adım olarak karşımıza çıkar. Sosyolojik mânâda yeni Türkiye tablosu köyden gecekondulara geçişle adım adım ilerler. Gecekondu dinamizmi/muhafazakârlığı köyün durağan hayatıyla kentin keşmekeşliği arasındaki tampon/pilot bölge olarak “Yeni Türkiye”nin de habercisidir. Bu anlamda keskin geçişlerin “kırıcı” ve “onulmaz yaralar” açmasını engelleyen bir işleve de sahiptir gecekondular…

Tıpkı kendi müziği “arabesk” gibi kimi zaman isyânı, kimi zaman tevekkülü, kaderciliği içinde barındırır gecekondu kültürü. Yolun hemen öteki tarafında duran beş on katlı apartmanlara ve konforlu yaşama geçiş için duyulan arsız “özlem”le, o apartmanlarda yaşanan hayatlara karşı “tepki”, gecekondu sâkinin karakterini yansıtır. Şehirden nefretle, şehre tutunmak arasındaki gerilim, gecekondu insanının enerjisini ve azmini daima diri tutar. Şehre tutunmak için kendi geleneksel hayatlarında değişikliğe gitmeleri gerektiğinin farkına varan ve şehirlileşmeye çalışan gecekondu sâkinleri için aslında hayat hiç de kolay değildir. Arada kalmışlık duygusunu çok derin bir şekilde yaşayan bu insanlar zamanla bu arada kalmışlığın o kadar da kötü olmadığını, bilinçli olmasa da, fark ederler. Arada kalmışlık onlara köylünün de, şehirlinin de yapamayacağı pek çok şeyi yapma lüksünü sunar. Kardeşim ben ne köylüyüm, ne kentli, ben hem köylüyüm hem kentli düşüncesinde olan bu insanlar şehrin ticaret, sanayi, kültür, sanat vs. gibi yaşam biçimlerini de değiştirmeye başlarlar. Gözü karalık kimi zaman gözü dönmüşlüğe yerini bıraksa da bunu başarırlar.

Gecekondu sâkini köyden getirdiği alışkanlıkları sürdürür uzun bir süre. Şehrin kıyısında müstakil bahçeli evleri kendine mesken tutar. Burada küçük çapta kendi köylerini oluşturur. Küçük çapta besicilik yapılır, tavuk, kedi, köpek bilumum hayvanlar şehrin yolunun diğer tarafında belirmeye başlar. Gecekondu sâkinlerinin araçları ne köye benzer, ne şehre… İlk önce üç tekerli çerçi-manav bisikletleri dolaşmaya başlar şehrin kenarda kalmış tozlu yollarında. Ardından mavi renkli çarpık bacaklı Skoda’lar, ömür törpüsü BMC’ler onların yerini alır. Bu araçlarla meydan okumaya başlanır şehre; şehrin kalantor, yerleşik zenginlerine…

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin