Unutmak Hâline Karşı Söyleniş

0
109

Bu ilk yazıda bir hâl ve iyi niyet beyanı ile başlamak istiyorum. Mısır’daki sağır sultan bile duydu ayarlarımızın bozuk olduğunu. Nice zamandır böyleyiz. Yer yer cızırdayan radyo istasyonu gibiyiz. Bir söyleyip, bir susuyoruz. Ve gevezeliğimizden meramımız anlaşılmıyor. Belki de söz sırası bize düştüğünde ekrana ilk kez çıkan civan heyecanı yaşıyoruz. Amerikan güzellik yarışmalarında dünya barışı dileyen modellere benzer olduk. Anlamsız, sonuçsuz, sâdece yaranmaya çalışan sinsi maslahatçılar gibiyiz. İnşallah ayarsız hislerimize tercüman olacak. Bizi, sizi, yâni herkesi ve elbette uzaylı misafirlerimizi sigaya çekecek.

Efendim, madem fikir söyleyeceğiz, müsaadelerinizle bir tespit ile başlamak isterim. Şöyle en suçlayan parmağınız marifetiyle fil cüssesinde bir hakikati işaret etmek fırsatını bulsanız “aman be, bana ne” der ve çekip gider misiniz? Pekâlâ “hayır” diyeceğinizi düşünüyorum. Düşünüyor ve bu hemhâlliğimiz ile büyük bir söz etmek istiyorum: Hak-u hakikatin kötü yola düşüp yalana pazarlandığı bir sokağın mecburî sâkinleriyiz.

Malûmunuzdur, internette yahut gazetelerin amiral gemilerinin kazan dairelerinde son günlerde pek moda olan bir haber çeşidi bulunmaktadır: Türkiye’den kaçan Türkler. Bu nevi bir başlığın altında ABD’den İtalya’ya ve muhterem Lâtin Amerika’dan kangurular diyarına değin akın akın kaçan beyaz yakalılarımızın hikâyesi bulunmaktadır. Üç aşağı beş yukarı hikâye aynıdır; şehrin çekilmez trafiğinden, insanlarından sıkılan kahramanlarımız kendini gerçekleştirmek üzere avaz avaz kaçmaktadır. Yeni yurtlar edinirler, mutlu hayatlara, pembe panjurlu evlere ve enerji patlaması yaşayan açık çakralara sahip olurlar. Kendini gerçekleştirmek için kendinden kaçmak yöntemi pekâlâ aydınlar tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır memlekette. Amma biz buralıyız, bu uzayın uzaylısıyız be arkadaş! Gidecek neremiz kaldı? Şimdi hak ve hakikat yalanın kapatması olduysa, memlekette daha fazla kalmak ve söylemek de şart oldu. O yüzden “güzel ve yalnız ülkem” serenatlarını uzaklardan çekemeyecek kadar beceriksiziz. Bir diğer kabiliyetsizliğimiz ise görmekle kalmayıp “ahanda burada” diye söylemek gafletimizdir.

[st_callout title=”Yazının devamı Ayarsız dergisinde” button_text=”Kitapçılar & Abonelik Formu” link=”https://www.ayarsiz.net/abonelik-formu/” text_color=”#f2f2f2″ background=”#de7474″]Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.[/st_callout]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin