Uluslara İlişikçi’nin Tatil Notları

0
6

“Rahmetli Evliya Çelebi, şefaat isteyecekken seyahat dileyivermiş. Dilek bu ya, akışkanmış, dua kapısından sızmış içeri. Yedi efsunlu diyârı aşmış, Çelebi’nin dizine derman getirmiş. Çelebi de başlamış yürümeye. O yürüdükçe kalemi dile gelmiş, kaleminin avazı kuvvetlendikçe Çelebi daha çok yürümüş. Ben de onun adımlarını takip ediyorum işte…” dedi yolculuğun en başında Barış Ağabey. Seyahatimiz böyle başladı…

***

Zekiciğimle tatilimizin bitiminden on gün kadar sonra Barış Ağabey aradı beni. Azerbaycan çekimlerinin kayıtları silinmiş, yeniden çekim yapmak gerekiyormuş, asistana ihtiyacı varmış. “Gelir misin?” diye sordu, “hay hay” dedim. Planımızı yaptık, rotamızı çizdik. Barış Ağabey’in “ayağımız yere bassın” ısrarı yüzünden Bakü’ye trenle iki güne anca vardık.

Trenden inerken Azerbaycan’a yeniden gelişimiz şerefine bir türkü söylemesini rica ettim Barış Ağabey’den. O da “alma alma der misen, alma versem yer misen” diye bir türkü söyledi. Türkü bitince ayaklarımızın bizi Azatlık Meydanı’na doğru götürdüğünü fark ettik. “Ne dersin, meydanı dünya gözüyle bir kere daha görelim mi?” dedi Barış Ağabey. “Elbette” dedim.

Meydana yaklaştıkça coşkulu bir kalabalığın sesi çalınmaya başladı kulaklarımıza. Mahşer gibi bir kalabalığın içinde “Böyük Türk Dünyası’nın qurd oğlu Alparslan Türkeş ata yurduna xoş geldi!” yazan pankartları gördük evvelâ, sonra da mikrofonun başındaki Alparslan’ı…

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here