‘Türkçe düşünmek’ mi, ‘Türkçeyi düşünmek’ mi?

0
70

Milletlerin gerçekten bağımsız olup olmadıkları, ‘kullandıkları dilin, kendi öz kelimeleriyle hürriyet sevgisini veya hür olabilme hayalini dile getirmeye yetip yetmediği ile’ ölçülebilir.

Elbette bu ölçüt bizim için de geçerli…

‘Bağımsız mı yoksa işgal altında mı?’ diye yine kendisini kullanarak tartışadurduğumuz Türkçe, UNESCO verilerine göre yeryüzünün neredeyse dörtte üçünde, iki yüz milyonu aşkın insanın konuştuğu bir dil. Bu özelliğiyle Çince, Hintçe, İspanyolca gibi büyük kitlelerin konuştuğu ‘soy diller’ arasında…

Bükreş’ten Pekin’e kadar, İpek Yolu boyunca…

Kara yoluyla yapacağınız on bin kilometreyi aşacak bir yolculukta Türkçeden daha iyi bir pasaportunuz olamaz; Türkçe konuşan insanların çoğu bu eksene oturan baş döndürücü bir dil haritası çiziyorlar…

Türkçemiz, Avrasya’nın resmî dili sayılır ve işte bundandır ki sözünü ettiğim düş yolculuğunda hangi kente giderseniz gidin, dilimizi konuşan, Türkçenin farklı ağızlarından, şivelerinden, lehçelerinden birini bilen kişilere rastlarsınız:

Moğolistan’da Tunguzlar, Sarı Uygurlar, Ural-Altay dağlarının Kafkasya ile kurduğu devâsa üçgende Yakutlar, Çuvaşlar, Kazanlar, Kırgızlar, Kıpçaklar, Özbekler, Kırımlılar, Türkmenler, Azeriler, Kumuklar, Karaçaylılar, Balkarlar, Tatarlar, Transilvanya’da Gagavuzlar -Gök Oğuzlar-, Çıtak Türkleri, Yunanistan ve Bulgaristan’da Batı Trakya Türkleri hatta Kuzey-Doğu Afrika kıyılarındaki kimi Türk boyları bizimle aynı dili konuşup, aynı iletişim malzemesini paylaşıyorlar…

‘Biz’ dediğimizde de demin boylarını sıraladığım topluluğa yetmiş milyona yakın bir nüfus eklemesi yapmış oluyoruz…

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here