Eşkıya Bedros Destanı

0
35

─Sene 1330!..

Urusya’dan yalınayak kaçtım geldim idi ya… Geldim ki Urus hâlâ bizim memlekette.  Yollar kesik. Her taraf Urus saldatı kaynıyor. Ama içten içe de bir telaş var. Çünkü Lenin denen o herif hökümet oldu ya, bazı Urus gamandarları işi bıraktı. Urus saldatı da askerlikten iyice çıktı; dersin ki hepsi oldu birer eşkıya. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Eğer elimde o vakit bir tane beş atarım olsa… Karargâhı bas, Urus paşasını esir al, Urus saldatının umurunda olmaz. Ama ne yapacaksın ki ne mermim var ne de ayaklarımda derman. Zaten Urusya’dan bir armutla yola çıkmışım, karnım zil-aç, gözlerim kararıyor. Dağlardan en kestirme yolu buldum. Urus saldatına fark ettirmeden köye geldim ki Urus bizim köyden çekilmiş. Köylü beni görünce bayram etti. Ama hallerini göreceksiniz inan Allah’ın kulusunuz, ne kıçlarında doğru dürüst bir tuman kalmış, ne de sırtlarında adam gibi bir mintan. Bir sefillik var ki babam, sorma gitsin. Hemen işe koyuldum. Ortalığı toparladım. Evi, tarlayı hal yoluna koydum. Köylüyü ayaklandırdım.

Bahar geldi. Ekin ektik, bahçe belledik. Milletin yüzü gülmeye başladı. Bir haber de geldi ki Urus gitti ama cephaneyi Ermeni’ye teslim etti. Bedros denen bir eşkıya Trabzon’dan bir tabur adam toplamış, buraları zapt etmeye geliyormuş. Daha bahar üstü. Geleli iki üç ay olmuş daha.

Dedim: “Hilmi kabak yine senin başına patlayacak, ses etme.”

Almaza yattım. Evden, bahçeden başka bir yere gitmez oldum. Bizim tarlanın tam ortasında koca bir küp armudu vardır. Onun turşusu ne zamandır aklımdaydı. Cephe cephe gezdiğimden nasip olup da ondan bir tane yiyemedim. Turşusunun suyundan da bir maşrapa dahi içemedim. Baktım, Urus giderken hep dallarını kırmış. Bıçkıyı aldım. Dedim: “Budayayım da güzün armudu bol olsun.” Çıktım üstüne.  Ama bir gövdesi var ki babam, ben deyim kırk arşın, sen de elli arşın. Allah sizi inandırsın on adam el ele verse gövdesini kaplayamaz. Tam üzerindeyim. Baktım uzaktan omuzu kalabalık bir zabit geliyor. Kolağası mı, kaymakam mı unuttum? Dedim: “Beni görmez zahir.” Ama zabit sanki eliyle koymuş gibi geldi armudun altında durdu.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here