Telli Araba

0
20

Bir yaz sabahı, okulların tatil olduğu ve benim de çocuk olduğum zamanlarda, uykudan uyandım. Sabah annem kahvaltı hazırlamış, bir yandan işe gitmek için hazırlanıyordu. Babamı erken yaşta kaybetmemiz ve annemin otuzlu yaşlarda üç çocukla dul kalması onun çocuklarına olan hassasiyetini artırmıştı. Bir apartmanda kapıcılık yapmaya başlamış, diğer zamanlarda ev temizliği yaparak geçimimizi sağlamaya çalışıyordu. Annem, sizin anlayacağınız gençlik yaşlarını hakkıyla yaşayamamıştı.

Hal böyleydi ve ben çocuktum. Kahvaltımı ederken bir yandan annemin bizlere korkulu ve tedirgin mesajlarını dinliyordum.

“Aman oğlum, dikkat edin. Ortalık fena. Evin yakınlarından, abinin yanından ayrılma. Bir şey lazım olursa bakkala yazdır. Ekmeğinizi aldım, dolapta yemek de var,” diye sürekli bizlere kaygılı direktifler verirdi. Annemin bu kaygıları bazen kendini aşıyordu. Bir gün abim “Anne ben İstanbul’a çalışmaya gideceğim,” deyince, annem çıldırmış, “Oğlum, Adnaaaaaan! Gitme. Sen safsın. Seni kandırırlar, bir yerde tenhada kıstırırlar, tecavüz ederler oğlum,” dediğini bugün hâlâ kahkahalarla hatırlıyorum.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here