Taşdelen’den Hissiyât-I Mahsûsa

0
45

Üsküdar’ın bir köyü idi burası; uçsuz bucaksız çimenlik… Şimdi binalardan göremediğimiz koca orman en büyük oyun alanımızdı. Artık çocuklarımıza bir metresi kalmayan, mantar topladığımız ormanın alt kısmındaki muşmulalık, iç kısmındaki çam fıstıklığı ve kestanelik; şimdi hiçbir çocuğa nasip olmayacak çok büyük bir eğlence parkıydı. Çocukluk arkadaşım Kara İsmet’in henüz Kürt İsmet olmadığı yıllardı; çok severdim, hâlâ severim. Alevî ne, Sünnî ne bilmeden; Kürt, Arnavut bilmeden severdik birbirimizi. Büyüklerimiz bahsederdi de öyle bilirdik, parti, siyâset işlerini; ama konuşsalar bile, bir letafeti ve zarafeti vardı. Muhabbet illâ gülüşmelerle biterdi…

Ah o büyüklerimiz sonradan birer birer gitmeye başladılar. Hacı Ömer rahmetli oldu, yoldaşı Pire Memet: “Beni bırakıp nereye gittin lan!” diye bağırdı mezarının başında. Aslanlar aslanı Osman Hocamı kaybettik sonra, haksızlığa uğramış hiç tanımadığı bir adam için gövdesini koyardı ortaya… Oflu Kara Hüseyin; intikamını almadan gömmedi cenazesini, genç kaybettik amcamı… Çolak Mirali Amcam; içim yandı duyunca… Ve yaşıtlarımız; Talip Abi, Uğur, parçalandı yüreğimiz. Yaşayan çok az eskimiz kaldı, Allah Pire Mehmet’e, babam Turan Hoca’ya, Parmaksız Kemal’e, Oflu Bakkal Abdullah Amca’ya ömür versin.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here