Tabula Rasa veya Kirlenmek Güzeldir…

0
21

“Birinci nesil kurar/kazanır, ikinci nesil yaşar, üçüncü sanat tarihi okur, dördüncüsü batırır.”

 Bismarck

 

“Kir” eğer yemekte ve sıhhatte değilse, benim için hayatın en güzel olayı… Zaman bizden en kıymetli olanı “yaşamı” alırken, karşılığında yalnızca kir ve toz nesnesi verir. Demek ki en pahalı varlığımız, bedeli peşin ödenmiş bu nesnedir. Fakat ondan kurtulmak için can atarız, en azından kültürel idrakten yoksun toplumlar öyle yaparlar. Tıpkı bizler gibi… Anadolu kirinden ve tozundan arındı, parıldıyor… Yani en değerli varlığını yitirdi, yani dördüncü nesil olarak batırdık. Ya diğerleri, önceki nesiller neler yapmışlardı?
I. Nesil:
Selçuklular, bu toprağı yalnız kazanmakla kalmayıp, onu baştan aşağı imar etmiş “Kurucu” nesildir. Aksaray’da “Alay Han” kervanlara soluk olmuş; Sivas’ta Sahip Ata “Gök Medrese” ile ilim yaymış; Kayseri’de “Gevher Nesibe” hastalara şifa katmış; Divriği’de “Ulu Cami” gönülleri okşamış.

Bu altın çağın en güçlü şahitleri, görkemli taç kapıları ile yükselen kervansaraylardır. Vakfiye kayıtları gösteriyor ki bu hanlara gelen her kim ise Müslim veya gayrimüslim, hür veya köle, eşit hizmet ediliyor; günde 1 kg. ekmek, 250 gr. pişmiş et, bir çanak yemek ve her cuma akşamı bal helvası dağıtılıyordu. Kervansaraylar; yatakhane, aşhane, hastane, eczane, mescit, hamam, ambar, ahır ve samanlıklarıyla adeta küçük birer şehirdi.
II. Nesil:

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin