SÜHEYLA

0
17

Sana bu satırları onkoloji hastanesinin bahçesinden yazıyorum. Nedendir bilmem garip bir hüzün kaplıyor yüreğimi. Yine nedendir bilmem, yüreğimi götüremiyorum buradan. Yürek neden hüzün dolduğu bir yere âşık olur Süheyla? Yürek neden kaçamaz kendisine acı veren bir yerden? Bilmiyorum.

“Ağaçlar içindeki bu bina acaba kaç hüzünlü yüreği misafir etti ki? Bu belediye banklarında çâresiz kimler bekledi” diye düşünüyorum bazen. Bazen aklıma geliyor çocukluğumda otobüs beklediğim banklar. Banklar ne kadar yorgun oysa. Bu yorgun hastane bahçesinde kolu kanadı kırık durmak zorunda mıydı meselâ? Üzerine hiç küfür ve aşk sözcükleri yazılmamış bu bankların kolunu kanadını kim kırdı acaba? Sen benim kötü laflarıma bakma Süheyla. O kadar da kötümser biri değilim ben. Kırık dökük banklarla dolu bu bahçeye haksızlık da etmek istemem aslında. Meselâ bu bakımsız ağaçlar, uzun yıllardır burada duran eski bir dost gibiler. Her ağaç, gölgesinde hiç tanımadığı insanları dinlendirecek kadar mütevazı bir dost değil mi Süheyla? Ağaçlar içindeki bu bina kaç hüzünlü yüreği misafir etti ki?

İnsan ne tuhaf bir canlı Süheyla… Her şeye nasılda alışıveriyor. Hemen nasıl anlam yüklüyor anlamsız şeylere. Nasıl alıngan oluyor, nasılda vazgeçiyor zaman harcamaktan keyif aldığı yerlerden. Yeşilleri nasıl hazan oluyor, çiçekleri nasıl soluyor birden? Nasıl aklına geliyor yıllardır aklında olmayan bir siyah beyaz bir fotoğraf. İnsanlar siyah beyaz fotoğraflarda nasıl da güzeller değil mi? İnsan ne tuhaf bir canlı Süheyla.

Sana bu mektubu herkesin birbirine benzediği bir bahçede yazıyorum. “İnsan hiç başkasına benzer mi?” diye sorma Süheyla. Benzer tabiî ki. İnsan dediğin düşünmese et ve kemik yığını. İşte tam da bu nedenle burada herkes birbirine benziyor. Herkes dertli burada, hikâyeler ve ifâdeler aynı.  Herkesin ortak bir kimliği ve adı var: Hasta ya da hasta yakını. Sâdece bedensel bir benzerlik kurmak haksızlık değil mi insanoğluna? Sabah sıraya giren, elinde hastane kâğıtları ile koşuşturan, doktor bekleyen, sonuç bekleyen ve şifa arayan insanların kaygıları, hüzünleri, tebessümleri ve korkuları o kadar benzer ki burada, tek yumurta ikizliği anlatamaz. Sana bu mektubu herkesin birbirine benzediği bir bahçede yazıyorum.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here