Sahi Kerkük-Türkmen Diye Bir Derdiniz Var mıydı?

0
23

Önce Erbil, ardından Süleymaniye, bu defa Kerkük… Baba Molla Mustafa Barzani’nin malûm hedefiydi… Şimdi de oğul Mesut Barzani’nin peşinde koştuğu büyük rüyası… Erbil ve Süleymaniye dâhil edildi, şimdi ise sıra Kerkük’te… Üstelik iş Kerkük ile bitmeyecek, sıraya Musul da eklenecek.

Çok çok uzun yıllar öncesine gitmeye lüzum yok. Daha 5 yıl önce, Mesut Barzani’nin o bildiğimiz, âşina olduğumuz ‘aba altından sopa gösteren’, insanın gözünün içine baka baka, tebessüm ede ede meydan okuyan hâliyle 2012 yılında yaptığı açıklamayı hatırlayan var mıdır? Babadan oğula geçen bir hayalin söze dökülmüş beyanı, âdeta malûmun ilâmı…

‘’Eğer savaş çıkarsa, bilin ki sizler suçlu değilsiniz. Sizler gidip birisini öldürmüyorsunuz ve onların toprağını almıyorsunuz. Yaptığınız görev o kadar kutsal bir görevdir ki, her zaman canımızı vermek için hazır olmamız gerekir. Biz Kürdistan’dan koparılan toprakların, Anayasanın 140. maddesine göre çözülmesine razı olduk. Ama bu, biz kutsal toprakları korumayacağız, savunmayacağız anlamına gelmiyor. Bizden koparılan kutsal topraklarımızı savunmak ve geri almak için her ferdimiz, her an hazır olmalıdır’’.

Bu sözlerle kastedilen kutsal topraklar, öncelikli olarak Kerkük idi… Kerkük’ün de içinde olduğu bir Kürt devletinin hayalini kuran Barzani, muhtemel bir Arap-Kürt savaşının sinyalini verirken, kendilerini aklamayı da ihmal etmedi.

Babası Molla Mustafa Barzani’nin hayali olan Kürt devletinin sınırları içinde Erbil, Süleymaniye, Musul ve Kerkük vardı. Bu hayali gerçekleştirmek için durmadan çaba harcayan Mesut Barzani, uzun zamandır Kerkük üzerinde ciddî bir politika yürütmekte. Ve bunları yaparken Türkiye’de parti kongrelerine katılmakta, Kürt Bölgesel Yönetimi’nin bayrağı ile karşılanmaktaydı. Öyle ki kendisi için Irak merkezi hükümetiyle kavga etmeyi bile göze alıyordu siyasi yetkililerimiz. İşte Barzani’nin bu politikalarının en büyük mağduru ise, Irak’ta ‘üçüncü güç unsuru’ olarak kabul edilen Türkmenler oldu. Fakat gelin görün ki, üçüncü güç unsuru olarak anılan Türkmenlerin uzunca zamandır Irak’ta can, mal namus güvenlikleri dahi yok.

Bizim medyada çok zikredildi, fakat Irak’ta geçtiğimiz yıllarda da kaçırılan Türkmen işadamları, öldürülen Türkmen halkı vardı. 2003’ten bu yana Türkmen hareketinin önde gelenlerine suikastlar düzenlenmekteydi. 2009’un Kasım ayında Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı, Musul’da öldürülmüştü meselâ… Medya ise, bu haberleri ‘mühim haberler’ statüsünde görme lütfunda bulunmadı.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here