“Millî Sinema” mı Dediniz?

0
80

Ayarsız dergisinin haziran sayısında Ülkücü şehit Mustafa Pehlivanoğlu’nu anlatan “Ankara Yazı” filmiyle ilgili bir değerlendirme yazısı kaleme almıştım. Bu değerlendirmede filmi teknik açıdan ele almanın yanısıra filme dönük ilginin azlığından yakınmıştım. Özellikle Ülkücüler üzerine çekilen filmler bir elin beş parmağını geçmezken böyle bir filmin Ülkücüler tarafından yeterince ilgiyle karşılanmamasına dönük bir sitemdi bu. Sanatın daha çok “devrimci bir eylem” olduğu tezine karşı sürekli savunmada olan milliyetçi camianın kendisini anlatan bu sinema filmine yeterinde alâka göstermemesi, filmin kendi medyamızda yeterince yankı bulmaması, bu tezi maalesef kendiliğinden haklı çıkarmış olmuyor muydu? Mâdem Ülkücülük bir ideoloji ve her ideoloji gibi bir kültür boyutu da var, neden “Devrimci Sinema”dan, “İslâmcı Sinema”dan bahsedilirken “Ülkücü Sinema”dan bahsedilmediğini konuşmak gerekmiyor muydu? Bu suale sâdece duygusal değil bilimsel olarak da cevap bulmak üzere şöyle sinema tarihimiz üzerine bir araştırma yapmaya kalktığımda karşıma çıkan gerçek, aslında “Ülkücü Sinema” diye bir sinemanın oluşmamasının tek sorumlusunun “Ülkücüler” olmadığını ortaya koyar nitelikteydi.

Türk sinema tarihine baktığımızda, Türk sinema tarihinin gelişimi üzerine yazılanları, çizilenleri incelediğimizde görüyoruz ki aslında bir “Millî Sinema”dan bahsediliyor. Ancak bu millî sinema bugün bizim anladığımız mânâda bir millîliği anlatmadığı gibi, Ülkücülük gibi spesifik bir milliyetçiliğin yanından dahi geçmemektedir. Zaten sinema tarihimiz üzerine yazılan kült kitaplardan hangisine bakarsanız bakın hiçbirinde böyle bir sinema türüne rastlayamıyorsunuz.

Sinema üzerine eleştiriler yazan, sinema tarihi hakkında araştırmalar yapan Agah Özgüç, Alim Şerif Onaran, Ali Özuyar, Atila Dorsay, Burçak Evren, Giovanni Scognamillo, Nijat Özin, Oğuz Onaran, Nilgün Abisel, Kurtuluş Kayalı’nın eserlerinde “Millî Sinema”dan bahsedilmektedir. Ancak bahsedilen “Millî Sinema” daha çok ideolojik sinema anlamında kullanılmaktadır. Agah Özgüç “Türk Sinemasında İlkler” kitabında “1961’lerde ‘toplumsal gerçekçilik’, 1964’lerde ‘ulusal sinema’, 1970’lerde ise ‘devrimci sinema’ ile ‘millî sinema’ akımları ortaya çıktı” derken aslında klâsik Yeşilçam filmlerinin dışında ortaya konulan “ideolojik” filmlere atıfta bulunmaktadır. Burada “ideolojik sinema”dan kasıt sinema anlatımında toplumsal bir derdi dillendiren, toplumun gerçek sorunlarını ele alan filmlerdir. Bu yönüyle “Millî Sinema”, Yeşilçam filmlerinin çoğu zaman gerçeklikten kopuk, acıları-sevinçleri bireysel olan, gelenekten uzak, hoppa, modern yaşam özentili kızlarından; askılı pantolon giyen gürbüz çocuklarından; göbekli purolu fabrikatör, melon şapkalı ve her daim bakımlı kadın tiplemelerinden farklı bir dünyanın olduğuna işaret eden ve daha çok da “değerler” üzerinden bir okuma yapan sinema olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here