Michel Tournier, Daniel Defoe’ya Röveşata Golü Attı

0
66

Aman efendim, sebatkâr ve dergi geleneğine vefalı pencerem önü sâkinleri gelmiş yine. Hoş gelmiş safa getirmişler. Önce selâm, sonra kelâm diyerek muhabbetle kucaklıyorum. Çaylar, çorbalar hazır ise ivedi olarak kelâm kısmına geçelim zira bugün muhabbet epey şerbetli, ağdalı. J

Michel Tournier’in “Cuma ya da Pasifik Arafı” hakkında lafazanlık yapacağız. Aslında kitap, Daniel Defoe’nun 1719’da yayınlanan meşhur Robinson Crusoe romanının yeniden yazılması neticesinde oluşmuş. Durun yahu, hemen  “Ohoo Banu, ne yâni Tournier bir nevi annesini boyamış babasına görücüye çıkarmış ve sen de bize bu nefis bir metin mutlaka okuyun mu diyorsun?” deyip dudak bükmeyiniz. Önyargılı olmayınız. Ellerimi belime götürtmeyiniz canım pencere önü sâkinleri. Burada kastettiğim yeniden yazma eylemi aslında daha önceden söylenmeyeni söyleme, sessizde bırakılmış boşlukları dolduran bir yeniden yazma. Hadi sizin güzel hatırınız için biz ona “mütemmim cüz” diyelim, kim tutar bizi? J “Mütemmim cüz nedir allasen Banu” diyorsanız hemen izah edeyim; meselâ bir sözleşme var ve fakat eksikleri var, bir takım yetkin insanlarca o eksikler tespit edilip sözleşmeye “ekler” ve “ayrılmaz bir parçası” olarak bağlanıyor. Hah işte bu sonradan dahline el çırpmak sûretiyle sevindiğimiz eklere, mütemmim cüz diyoruz. Ve artık bir kere eklenip, ayrılmaz parçası olduğunda -ki kitabı okuduğunuzda anlayacaksınız öyle olmuş- artık asıl sözleşme metni onsuz olmaz. Onsuz bir hiç! J Bak bak Banu’nun cüretine bak, etine buduna bakmadan sarf ettiği cümlelerin iddialarına bak. Hey yavrum hey! J Yahu ne var, şurada dost meclisi kurmuş, meşrebimizce ahkam falan kesiyoruz. Olur da şu cüretimizi büyük abiler/ablalar duyarsa “deli” desin geçsinler bir zahmet. J

Ne diyorduk? Hah! Michel Tournier, sen al Daniel Defoe’nun iki yüz küsür yıllık Robinson Crusoe’sunu, yok bu tam olmamış deyip, eskiden televizyonda bize mutlu ağaçları, şırıldayan dereleri, sevimli çalıları nazik fırça darbeleriyle çizen kabarık saçlı Bob Ross amcamız misali, yeniden çiz. Artık karşımızda, on sekizinci yüzyılın, kapitalist, ırkçı, sömürgeci ve ahlâkçı Robinson Crusoe’dan farklı yirminci yüzyılın, kendi arzu ve isteklerini birincil tutan, bağımlı, çâresiz, güdümlü… Robinson Crusoe’su var. Tabiî romanın başlarında… Sonra her şey değişecek… Değiştiği yerde de eski Robinson’a bir çalım ve sonunda da röveşatayla bir gol atmış olacak Tournier.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

PAYLAŞ
Önceki İçerikFirari
Sonraki İçerikSaniyen Ahmak-ı Hayal

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here