Kan Hâfızası

0
277

Duyu vâsıtasıyla algılanan bilgi hâfıza ile barınır, zekâ ile şeklini alır ve kıvamına erişir. Millet olabilmiş topluluklar, kendilerine mahsûs bir kan hâfızasına sahiptirler. Biyolojik olarak yirmi, otuz, kırk, elli yaşında olabilir insan, fakat ruhen yaşı kan hâfızası nispetinde hissettirir kendisini; hangi millete mensupsa ve nasıl bir aidiyet güdüyorsa. Mesele çerçevesinde, Bahtiyar Vahapzade, Kızılordu’nun Bakü’de gerçekleştirdiği “Kanlı Yanvar”, bir diğer adıyla “Kanlı Ocak” hâdisesindeki mühim bir ayrıntıyı nakleder:

“16 Ocak 1990… Akşam vakti bahçeden yükselen ‘Allah-u Ekber’ sesini duyunca balkona çıktım. Son 20 yıldır ‘abidelerin korunması’ idaresine çevrilmiş ve bize komşu olan câminin minaresine 5-6 gencin çıktığını gördüm. Ellerinde millî cumhuriyetimizin üç renkli bayrağı dalgalanıyordu. Bu gençler, atamız Mehmet Emin Resulzâde’nin yükselttiği bayrağı minareye dikerek, ‘Allah-u Ekber’ diye bağırmaya başladılar. Onlar 20-25 yaşlarındaydı. Üç renkli millî bayrağımızın mevcudiyetini onlar nereden biliyorlardı? ‘Allah-u Ekber’i yüreklerine nakşedenlerin dilleri kesildiği zaman dünyaya gelen bu gençler bu mukaddes kelâmın sırrını ve gücünü nereden biliyorlardı? Kulaklarının duymadığı, gözlerinin görmediği ve dillerinin söylemediği üç renkli bayrak, Mehmet Emin ruhu ve ‘Allah-u Ekber’ nidası onların hâfızasında yaşıyor ve onları gizli bir ateş gibi içeriden yakıyormuş.” (Rasim Ekşi; Karabağ – Şanlı Tarihi Acı Talihi, Doğu Kütüphanesi, 2010)

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here