Diyar-ı Bilim Kurgu: Kapadokya

0
416

Çok seviyorum ben Anadolu’yu… Böyle deli deli seviyorum. Bir gün Anadolu’nun büyülü diyarı Kapadokya’da bir bilim kurgu filmi çekeceğim. Jeolojik devirlerde aktif birer volkan olan Erciyes, Hasan Dağı ve Göllü Dağ’ın hakkını tüfe tüfe vereceğim mutlaka. Fonda, Detroit’in altın çağındaki otomobil fabrikalarının dev konileri gibi tüten peri bacaları, ağır ağır kıvrılan lavlar, gökyüzünü büyülü bir kurşunîye boyayan volkanik tüfler olacak.

Üst miyosenden gireceğim sinematografiye, pliosenden çıkacağım. İnsanlar uçan vâsıtalarla değil, neojen göller üzerinde süzülen naif gondollarla kavuşacak birbirine. İgnimbiritten kolyeler yapacak, sevdiklerine hediye edecekler. Kil, kumtaşı, marn, aglomera gibi elementler süsleyecek kadınların gerdanını. Sâhi, altın neden bu kadar değerli ya? Mükemmel bir iletken olmasının dışında kime ne yararını gördük altının? Bugün, Yenibosna dehlizlerindeki bakır iletkenleri bile çalıyor insanlık… Zaten petrokimyayı komple târihe gömeceğim.

Kızılırmak bir başka akacak, ulvî sınırlara dayanan renk düzeltme yeteneğim sağ olsun ki… Kimi zaman kabaracak, taşacak; aynen eskiden olduğu gibi vâdi yamacından süzülerek rüzgârlarla buluşacak o sular… Böylece hâlâ cayır cayır fokurdayan bu coğrafyanın ince kabuğu hesapsız yellerle aşınacak, her baktığında yer değiştiren büyülü peri bacaları üretecek eskisi gibi… Sipsi sıfatlı ucûbe toplu konutlar, beyaz yakalı balayı programı için yer altı şehirlerinin üzerine gömülmüş butik oteller nal toplayacak.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here