Düşünceli Genç Adam Yalan mı Söylüyor?

0
105

Müşâhit Anlatıcı: Kapıyı vurdu ve çıktı. Gidiyordu. Nereye gittiğini umursamıyor gibiydi. Yalnızca yapmak, olmanın tadına varmak istiyor sanırdınız. Fişek gibiydi. Uzun ceketinin etekleri rüzgârda sallanan yaprakları andırıyordu; şiddet, başını döndürüyordu. Gözlerinde ne olduğu çözülemeyen bir parıltı dolanıyordu. Nerede olduğunu unutanlara has bir tavır takınmıştı. Tek bir noktaya kilitlenmişti. Yalnız başına, dimdik duruyor, her şeyden çok dikkati çekiyordu. Kendisine çok iyi baktığı belliydi. Saçının nizâmı, kıyâfetlerinin insicâmı en dalgın ilgiyi uyandıracak ve üzerinde toplayacak cinstendi. Bir ânda durdu. Sanki daha önce hiç yürümemiş gibi durdu. Düşünceliydi. Gözlerini olan biteni fark etmeden toprağı eşeleyen kuşun üzerine dikti. Kafasını çevirdi. Milyarlarca atasından devraldığı alışkanlık mucebince kuyruğunu dikip atılmaya hazırlanan kediyi gördü. Panikledi. Sağ ayağını kaldırdı, ileriye doğru hamle etmeyi denedi, başaramadı. Ellerini çırptı. Suratı kirece kesti. Bembeyaz bir yığın hâlinde yere kapaklandı. Bir gürültü koptu. Kedi havaya sıçradı; biraz koştu, durdu, geri dönerek manzarayı seyre koyuldu. Kuş uçtu. Üstündeki kayın ağacının dalına kondu. Uzaktan sokağı gözleyen kediye gözü çarptı. Korkmuş kalabalık adamın başına toplandı. Genç bir kadın hayretli bir çığlık kopardı; ama yaptığından pişman olmuş gibi elini ağzına kapadı. Orta yaşlı bir adam kafasını dahi çevirmeden yoluna devâm etti. Yerde yatan adamın burnundan kan geldi.

*****

Aklı Bir Karış Havada Gezinen Genç Kız: Ekmek almış, eve doğru yürüyordum. Bir kapı sesi duydum. Umursamadığımı hatırlıyorum. Hava çok güzeldi. Bahar, rengârenk çiçeklerin sırtında, çok uzun yollar gelmişti. Taşıdığı kokular ciğerlerimde çocukluk günlerimin râyihâlarına karıştı; kanatlandım. Bulunduğum yerde kesinlikle değildim. Dedemin hâtırası ilkgençlik aşkımın siluetiyle birleşti. Utandım. Akşama beni istemeye geleceklerdi. Bu çocuğu da seviyordum ama… Ne kadar tekrar ederse etsin, bir şeyin ilki hep en kıymetlisi oluyor. Annemin kızacağını biliyordum; yine de ekmeğin ucundan ufak bir parça koparmaktan kendimi alamadım. Çok sevimli bir kedi, kuyruğunu havaya dikmiş, öylece bekliyordu. Aç olabilirdi. Kedileri sevmem ama bir canlının aç kalmasına da elbet göz yumamazdım. Ekmeği önüne doğru fırlattım. Başını çevirip bakmadı bile. Ne nankör, ne kibirli! İşte kedileri bu yüzden sevmiyorum. Gereksiz hayvan ansızın olduğu yerde sıçrayarak benim geldiğim yöne koştu. Köpek mi görmüştü acabâ? Köpeklerden çok korkarım. Heyecânlı bir uğultu duydum. Henüz düştüğünü iki yana açılan kollarının yerle o ânda buluşmasından anladığım bir adamın başına koşturan birkaç kişi gördüm. İstemsizce bir çığlık attım. Sonra utandım. Ellerimi ağzıma kapadım. Yabancı erkeklerin dikkatini çekmemeliyim. Ne de olsa yarın sabaha sözlü bir kız olarak uyanacağım.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin