Bir İdealistin Not Defterinden

0
108

Şubat 2001

“Özlemek böyle bir şeymiş: Hiçbir şeyi gözünün görmemesi ve hiçbir şeyden zevk alamamak. Özlemek ama hep boşuna özlemek… Uzaklara bakmak, beyhude uzaklara bakmak. Hatırlamak, hep bir şeylerde onu hatırlamak ve gözlerin buğulanması. Beyhude yere gözlerin buğulanması.”

“Neden?”

“Kavuşması olmayacak bir hasretin…”

“Sonu aşktır!”

“Öyle mi diyorsun? Bu zaten doğuştan bir aşk dostum.”

“Ooooo, Kalûbelâda mı karşılaştınız?”

“Neden olmasın? Kim bilir? Bu aşkın önüne kimse geçemez ve araya kimse giremez.”

“Müthiş. Tanıyor muyuz?”

“Elbette tanıyorsun.”

“Hadi yaaa.”

“Bana bir şarkı söylesene. İçinde hüzün olsun, gece olsun, yağmur gibi rahmet, güneş gibi sıcak olsun. Şefkat olsun, fedakârlık olsun, ayrılık olsun, samimiyet olsun, sevgi olsun, eşi benzeri olmayan bir sevgi olsun, her şeyin en güzel ve en samimisi olsun.”

“Böyle bir şarkı yok.”

“Şiir olsun.”

“O da yok.”

“Bütün bunları bir arada bulamazsın.”

“Hıhhh sen öyle zannet. Var olduğunu sen de biliyorsun.”

“Nedir?”

“Ne midir? Annedir. Anne… Çocuk ise vefasız mâşuktur. Ne zamanki aşığını kaybeder çocuk, o zaman anlar aşkı ve sevdayı…”

“Aşk… Karşılıksız tek sevda, annenin sevgisi ve anne…”

“Değil mi?”

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin