Bir Kadın Dört Adam …

0
43

Tuvalet aynasının önüne oturmuş saçlarını tarıyordu. Odasında dolaşan küçük kızın hayâleti artık onu ürkütmüyordu. Ama Ülkü hâlâ o küçük kızdan çekiniyordu. Bu durum aralarını açmıştı. Kapısı çaldı. Ülkü içeriye girdi. Nazik bir bel hareketiyle aynanın başından kalktı. Ellerini kelebek inceliğiyle Ülkü’nün boynuna sardı. Yanağına bir öpücük bıraktı. Ani bir hareketle kendini Ülkü’nün kollarından kurtararak odanın dışına attı. Kapıyı kapattı ve Ülkü’nün üstüne kilitledi. Ayrılığın “Ekin”leri artık

Ülkü, küçük kızın hayâletiyle odada baş başaydı artık. Kapının önünde öylece çöktü.                   

***

Evlerinin bir oda büyüklüğünde antresi vardı. Turgut kahvaltı sofrasını topluyordu. Onu görünce gülümseyerek elindekileri masaya geri bıraktı. Geldi ve bir parmağıyla masaya dokunarak Turgut’a doğru yöneldi. Küçük Hayri evin içinde oyuncak uçağı ile koşturuyordu. Etajerin üstündeki saat durmuştu. Dikkatini çekti. Saati eline aldı. Turgut hemen yanında belirdi. Saati tutan elini tuttu. Diğer eliyle saati aldı ve yerine koydu. Elini öptü. Ona dokunduğu zaman dünyanın en güzel valsi çalıyordu Turgut’un kulağında. Belini kavradı. Kendine doğru çekti. Bu bir dansa davetti. Gözleriyle onayladı. Evin antresi artık bir balo salonuydu. Bu balonun şeref konuğu ise küçük Hayri’ydi. Uçağını masanın üzerine bıraktı ve onları hayranlık dolu gözlerle izlemeye başladı.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here