Ben Deliyim

0
155

Sabaha kadar yatamadım. Feng Şui yapar gibi mükemmel noktayı bulmak için odadan odaya taşındım. Sabaha doğru uyuyakalmışım. Birkaç saat sonra Buğra ile Tuğra’nın kavgalarıyla uyandım. Koridorda kovalamaca oynuyorlardı, bağıra bağıra. Teatral kahkahalar atıyorlardı anlamsızca. Dublaj Türkçesiyle yine birbirlerini “dostum” diye çağırıyorlardı. “Hey dostum gel şu zombinin gözlerine rpg atalım.” Diğeri de cevap veriyor: “Çok iyi bir fikir dostum!” Sonra devlet tiyatrosu oyuncularının ağzından yükselir sanacağımız teatral sûnî kral kahkahaları: “HAHAHAHA…” Bazen “gerçekten deli olabilirler mi?” diye sormadan edemiyorum. Onların gürültüsünü ve kahkahalarını konu alan rüya gördüm. Uyurken migrenim tutmuş. Zaten rüyâmda da çocukların gürültüsünden migrenim azmıştı, ikisinin de kulaklarını çekiyordum.

Kalktım geldim salona. Migrenim için ağrı kesici aradım bulamadım. Çok seyahat ettiğim için çantamda her şeyi bulabilirsiniz. Çantama baktım, çantam karıştırılmış (acaba kimler?). Eşim laptopumu almış, işi varmış bana veremezmiş. “On beş dakikan var!” dedim, kısa ve net olarak. Laptopumu en aşağı bir saat alamayacağımı bilmeme rağmen bu kısa ve net sözlerimden dolayı kendimle ve erkekliğimle gurur duydum. Üçlü koltuğa uzandım; bu arada Tuğra ağlaya ağlaya geldi annesinin yanına. Abisi tokat atmış. Annesi de abisine bağırınca hıçkıra hıçkıra ağlayan o Tuğra birden cadı kahkahaları atmaya başladı. Ağlamadan kahkahaya dönüş süresi saniyenin onda biri olduğu için ürktüm.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin