Bahtiyarsın Ey Kelebek

0
199

Bahtiyarsın Ey Kelebek – Serkan Selay

Türk edebiyatının söz ustalarından merhum Attila İlhan, “Yalnızlık Şiiri”nde şöyle der:

“Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından,
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü.”

Bu dizeleri her okuduğumda, yüreğime, eski bir mektep türküsü düşüverir hep: Bahtiyarsın Ey Kelebek.
Anadolu’daki son bağımsız devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında, İzmir Vali Rahmi Bey İlkokulu’nda, öğretmenler tarafından öğrencilere öğretilmiş yaklaşık yüz yıllık bir çocuk şarkısıdır. Söz ve nota kaydını, hikâyesini tüm araştırmalarıma rağmen hiçbir kaynakta bulamadım. Güfte ve bestesi kime âittir hâlen bilmiyorum. O yılların İzmir’inde, bir ilkokul talebesi olan ve yakın zaman önce kaybettiğim, muhterem anneannemden derlediğim, üzerinde bazı ekleme ve düzenlemeler yaptığım bu duygulu çocuk şarkısını, ud ile icra ederek âcizâne okumaya çalıştım. Ve bu videoyu, kendime ait kişisel sosyal medya sayfalarımda, takip edenlerimle, yaklaşık bir sene kadar önce paylaştım. Asıl amacım şarkının bir an evvel kayıtlara geçmesi idi aslında. Bildiğim kadarıyla “Bahtiyarsın Ey Kelebek”in yayınlanmış tek kaydı bu çalışma.

Bu çocuk şarkısının hiçbir yerde yayınlanmamış hikâyesi ne idi acaba? Bence yazının burasında bir nefes molası verin ve Facebook/Twitter/YouTube sayfalarımdan birinde, şarkıyı okuduğum kaydı dinleyin. Akabinde okuyacaklarınızdan sonra eminim ki şarkıyı birkaç defa daha dinleme ihtiyacı hissedeceksiniz.
* * *

Dedim ya, 1930’ların İzmir’inde ilkokul yıllarını yaşamış olan anneannemden öğrendiğim bir çocuk şarkısıydı bu. Gerçi bir çocuk şarkısı demeye de dilim varmıyor ama anneannem, ilkokulda öğrendiğini söyledi hep bana. Şarkı, amatörce uğraştığım ve hasbelkader bir miktar bilgi sahibi olduğum Türk musıkîsi normlarına göre hicaz makamında. Bu şarkının söz yazarını, bestecisini ve gerçekten orijinal bestesindeki makamının da hicaz olup olmadığını, tüm bunlardan da çok içli sözlerinin hikâyesini tüm araştırmalarıma rağmen bulamadım. 1927 doğumlu olan, ilkokulu bitirmesini müteakip İzmir’den ayrılan ve kısa süre önce kaybettiğim muhterem anneannem de maalesef bu sorularımın cevaplarına vâkıf değildi.

Anneannem; mızıka, akordeon, doğal olarak da klavye çalabilen, müthiş bir müzik kulağına sahip, Türk sanat müziği şarkılarını son derece nizamî bir şekilde yorumlayabilen bir müzik tutkunu idi. Ailesi Kafkasya’dan göç edip, önce Konya’nın Beyşehir ilçesine yerleşmiş, kendisi de Beyşehir’in Çeçen Mahallesi olarak bilinen Hamidiye Mahallesinde doğmuştu. Daha sonra İzmir’e taşınmışlar ve anneannem ilkokulu İzmir’de, Vali Rahmi Bey okulunda okumuştu.

Bendeniz; ilkokul üçüncü sınıfta mandolin çalmaya başlayarak adım attığım müzik yolculuğuma son otuz bir senedir kesintisiz ud ile devam etmekteyim. Klâsik gitar ve keman da çalmaya çalışıyor, yüreğimden taşan duygularımın dışavurumu olan mütevazı güfte ve bestelerimi biriktiriyorum. Müziğin istisnasız her türüne olan ilgim, Türk sanat müziği konusunda ise doruk noktasına ulaşıyor.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here