Bahçası Var Bağı Var: Türklerde Çiçek Sevgisi ve Sanat Anlayışı

0
7

Çiçek sevgisi ile tarihe nam salan Türk kültürü, sana ne oldu? Sardunyalar diken ve bunları damlarına sıralayanlar, apartmanlara geçince nereye kayboldu? Sümbülleri, menekşeleri ile konuşanlar pazar tezgâhında plastik çiçekleri kapışanlara ne ara dönüştü? “Çiçek yetiştirmek istesek yer mi var?” serzenişlerinde bulunanlar olabilir ama serzenişlerinde haklı değiller. Eğer çiçek seviyorsanız, sizi kimse tutamaz. Zira tarih ve sanat, Türkleri kimsenin tutamadığını söylüyor.

Kültürümüzde ayrı bir yeri olan “lale” göz önünde bir çiçek olduğundan tarihçesi de öyküleri de daha bilindik. Soğanlı bir çiçek olarak anavatanı Orta Asya’dan geldiği gerçeği sıklıkla dile getirilir. Ancak sormayı unuttuğumuz esas soru, yolculuğunun nasıl olduğu.

Türklerin sâdece göçer yaşam tarzına sahip olmadığı bilinmekte. Hunların ve Göktürklerin yerleşim merkezlerinden söz eden tarihî kayıtları destekleyen arkeolojik buluntular giderek artıyor ve şehirli yaşamı bilen Türklerin varlığı göz ardı edilemeyecek bir noktaya ulaşmış durumda. Yerleşik kültürü bilen Türkler söz konusu olunca bağ ve bahçe sahibi olduklarını düşünmek de mantıklı geliyor. Ancak odaklanılması gereken göçer yaşamdaki Türklerin çiçek sevgisi. Göç plansız bir eylem değildir. Yazın ve kışın göç yapılan yerlerin belli olduğu bu organize hareketli yaşamda, insanların uçsuz bucaksız topraklardaki yabani çiçeklerin güzelliklerine şahit olmadıklarını düşünmek imkânsız. Bahçe en doğal haliyle otağların bir parçası olmuş ve çiçeklerin dünyası motifler ve renkler ile eserlere yansımıştır.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here