Ankara Toz Duman

0
19

Ben daha bu yaşıma kadar Ankara’da böyle toz duman bir sabah daha görmemiştim. Evden çıktım, çıkmaz olsaydım, ağzım burnum tıkandı, boğazıma sanki kum taneleri takıldı, genzim yandı, gözlerim sulandı, burnum ta içlerine kadar sızım sızım sızladı. Yol çalışması mı, inşaat mı, nedir diye bakındım, yok, hiçbir gözle görülür sebep yok. Renk deseniz kirli, açık bir sarı ki öncesinde bu tonda bir fonun önünde de durup iki poz fotoğraf çekilmişliğim bile yok. Burası Ankara mı değil? Belleğimdeki Ankara dosyalarına virüs mü bulaşmış? Beş duyumun çözünürlüğü mü azalmış? Neredeyim ben? Neler olmakta?

İçimde de nasıl lanet bir acı. İki göğsümün arasında, nefes nefese bırakan rezil, pis bir sıkıntı. Depresyonu da tanırım, kaygıyı da; bu her ikisi de değil… Göz pınarlarıma durup durup asit oranı yüksek yaşlar yürümekte. Asitli olduğunu da şuradan anlıyorum; içimde acıyla birlikte baş veren önlenemez bir ağlama isteği hissediyorum. Nasıl üzgünüm; keder paçalarımdan kaldırıma damlıyor. Sokakları tuzluyorum. Şarkılar etimi kesiyor gibi; yol yol, mor mor faça izlerim olmuş. Bütün şarkılar bana kast ediyor. Hepsi silâhlı. Paramiliter nağmelerin barikatları hep sevda renginde. Bir noktada durayım, artık daha fazla gitmem gerekmesin, sorumluluklar sıfırlansın, tanışıklıklar tarihe gömülsün, ben adında bir irade hiç var olmamış olsun ve oracıkta yığılıp kalayım istiyorum. Ne gezer…

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here