Akşam, Lamba ve Kitap

0
12

“Mutlu olabilmek için her gün bir miktar edebiyatla ilgilenmem gerekiyor.” diyor Orhan Pamuk. Evet, “Bibliyomanlar Kliniğinin” hastaları için her gün -en azından- iki sayfa okumak şifa. Hele ki uykudan önce… Bu nedenle uyumadan önce mutlaka birkaç sayfa karıştırmalıyım.

O sıralarda okuduğum, çantamda taşıdığım, masamın üzerinde zaman zaman göz atıp bıraktığım kitapların dışında, yatağımın başında, komodinin üstünde her zaman en az bir kitap bulunur. Batılılar böylesi kitaplar için bir ad takmışlar: “Livre de Chevet.” Fransızca bir sözcük. Yatarken karıştırılan, birkaç sayfa okunan başucu kitabı demek. Kimileri için “dini metinlerdir” bunlar, kimileri için edebî… Biraz şiir ya da kısa bir hikâye, belki bir roman.

Günlük telaşlar ve hırslarımız, dert-tasa, her şey sıcak yatağımızın, yumuşak yastığımızın dışında kalır. İşyerinde sıkıldığımız ya da yorulduğumuz zamanlarda düşlediğimiz an gelmiştir. “Yalnız iki umut vardır: Akşam ve lamba…” demiş Sait Faik. Bir de kitap; bunu ben ekledim. Evet, yalnız üç umut vardır: akşam, lamba ve kitap. “Akşam olsa… Uzansam yatağıma…” İşte akşam. İşte yatak. İşte kitap. Biraz sonra göz kapakları ağırlaşır, harfler bulanıklaşır, kelimeler anlamını kaybeder. Satırların bizi sürüklediği âlemden bir başka âleme, bir başka rüyaya dalarız yavaş yavaş.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here