AH MERCİMEĞİM

0
52

Bazı eserlerin başarısı o kadar nettir ki, bunu izah ederken hiç zorlanmazsınız. Birkaç cümlede işi bitirmekten bahsetmiyorum. Uzun uzun da anlatsanız su gibi akar cümleleriniz. Hatta böyle bir sanat veya edebiyat eserini, okumaya/bakmaya doyamadığınız gibi anlatmaya da doyamazsınız.

Düşünsenize, bir akademide ünlü bir hocadan ders alıyorsunuz, daha ilk oturumda, bütün sınıfın önünde, hocanız sizi tebrik edip notunuzu veriyor ve “Tamam, sen bu dersten geçtin.” diyor. Olmaz mı? Ender de olsa böyle şeyler yaşanıyor hayatta. Şahsen, benzer bir yaşanmışlığın tanığıyım. Edebiyata bir şekilde temas eden, hatırı sayılır bir çoğunluğun da buna tanık olduğuna inanıyorum. Bu metnin mevzusu da işte bu kadar net bir başarının öyküsüdür. Şahit olduğum bu hâdisenin kahramanı ise Mustafa Çiftçi adından bir bozkır delikanlısı.

“Âdem’in Kekliği ve Chopin”den sonra çıkan ikinci kitabı “Bozkırda Altmışaltı” önce Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “2014 yılının en iyi hikâye kitabı” seçildi. Ardından da 2016 yılında Star gazetesi bünyesinde, Kültür Bakanlığının desteği ile düzenlenen “Necip Fazıl Ödülleri” kapsamında ilk eserler dalında ödül aldı. Bu yazıya konu olan üçüncü kitap “Ah Mercimeğim” ise daha basım yılı olan 2017 senesini yarılamadan üç baskı yapmayı başardı. Âdeta bir haftada sınıf atlayıp bir üst müfredata alınan dahi talebeler gibi devam ediyor Mustafa Çiftçi’nin yazın hayatı. Bunları yazarken, kendisinin hem şehrim olması hasebiyle, “Acaba objektifliğimi yitirip nesnel bir yaklaşım sergileyemedim mi?” diye düşünmeden de edemedim. Ancak bu kadar kısa zamanda bu kadar aleni başarılar elde edilmiş olması bu düşüncemin yersiz olduğuna ikna etti beni.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here