0,00 TRY

Sepetinizde ürün yok!

Temmuz 2016 – Sayı 5

Yazılar

Kohenler ve Leviler

0
Yazının başlığı doğrudan doğruya Yahudilikle ilgili bir konuya işaret ediyormuş gibi görünse de aslında insan davranışlarının özüne ilişkin bir vurguyu mündemiçtir. Çoğu defa bu türlü konuların, içeriklerin ve kavramların, farklı anlamlara bürünmesi yüzünden bir sis perdesi arkasında gizlendiği de söylenebilir. Müphemliğin vermiş olduğu belirsizlik anlamayı zorlaştırmak bir yana bambaşka mecralara doğru meyledilmesine de yol açar.

Sinema Üzerine Okumalar: Sinema Nedir? / André Bazin

0
Uzun süredir, her yerde farklı şekillerde karşıma çıkan bir sorunun cevabı için nitelikli bir yanıt arıyordum; sinema nedir? Bu konuda çok fazla okuma yapsam da genellikle daha yakın tarihte yazılmış ve bilhassa işin prodüksiyon yönüne daha fazla önem veren, Amerikan sinemacıların perspektifiyle hazırlanan kaynakları tükettiğimi fark ettim. Avrupa akımlarına, farklı sebeplerden ötürü (ister istemez) biraz mesafeli durduğum için, aradığım soruların yanıtlarını bir bir veren André Bazin'in geleceğe miras bıraktığı aynı adlı eserden ancak yeni haberdar olabiliyorum.

Velhâsıl Dardayız

0
Zaman ilerliyor. Saatler, günler, haftalar, aylar… Dakikaları saymıyorum. Ne önemi var? Zaman ilerliyor. Yaşlanıyoruz. Ölüyor, dirilmiyoruz. Zaman ilerliyor. Biz sayıyoruz. Uğrunda savaşılacak bir dâvâ arıyoruz. Bulduğumuzu sanıyor, inanıyoruz. Sonra, bir ümitsizlik dayanıyor kapımıza… Çalıyor, kapı çalıyor. Açmıyoruz. Gizlenmişiz bir köşeye, karanlıkta, kurşunî bir karanlıkta bizi çağıranın, bize seslenenin, bizden olmadığını biliyor, îmân ediyoruz…

Kronolojik Türk Müziği Notları- II

0
IV.Murad’ın vefat ettiği 1640 yılından başlayıp Lâle Devri’nin son bulduğu 1730’a kadar uzanan yaklaşık yüz senelik süreçte, bir önceki Şarkî etkilerin tam aksine, Batılı barok ve rokoko tesirler ile Türk mûsıkîsinde tam bir başkalaşım ve sentez yaşandığını tespit etmekteyiz. Ve bu enteresan dönem, geleneksel Türk musıkîsi sürecinin “klâsik dönem”i olarak adlandırılmaktadır.

Doruklara Uğramayan Yola, Yol mu Denir?

0
Türkiye’nin doğusuna uzayan yollar, mukadder biçimde yüksek ve sarp geçitlere uğrar. Öyle ki aslında böyle bir atasözü olmadığı hâlde “Dağı yüce olan yerin yolu sarp olur; sarp yola uğrayan, aşka gark olur” diyebiliriz. Tutar belki, kim bilir…
Önceki İçerik
Sonraki İçerik
spot_img

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz