YABANCI(LAR)

0
26

Bu dağ başında, kendimiz dışında (annem, ablam, dedem ve ben) bir insan görmeyeli uzun zaman olmuştu. Ne kadardır bu hâldeyiz ve de buradayız hatırlamıyorduk bile. Bu çorak arazi hem bizim hem hayvanlarımızın evi olmuştu. Burada doğmuş ve burada ölecekmişiz gibi çâresizce bu yaşantıyı kabullenmiştik. Zaman, sessizlik ve kavurucu güneş belleğimizi zedelemiş hatta bu ıssız yerde oluş nedenimizi bile unutturmuştu bize. Sıcak bir sis dalgası hâfızamızın ve benliğimizin üstüne çökmüş gibiydi. Dedem, anılarını anlatmayı bırakmış, annem şefkatli sözlerini terk etmiş, kız kardeşim kurduğu hayallerden çoktan vazgeçmişti.   Mekanikçe yaptığımız iş dışında yaptığımız tek şey aynı mekanikle evimizin altında uzanıp giden toprak yolu izlemekti. Sanki kaybettiğimiz benliğimiz toz buluntunun içinden çıkıp gelecekmiş gibi…

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here