TEMİR MERGEN

0
56

Şimdiden önce, geçmişten sonraki bir zamanda Alamışık Dağı’nın eteklerinde nişancılığıyla nam salmış Temir Mergen adlı avcı yaşardı. Onun okundan ne kara ormanda gizlenen boz tavşan ne de mavi gökte süzülen tanrı kuşu kartal kaçabilirdi…

Günün birinde yabanda bir tek av hayvanı bulunmaz oldu, dağlarda ne bir keçi ne de bir ceylan görülmüyordu artık, sanki yer yarılıp hepsi birden içine girmiş ve orta dünyayı terk edip aşağı dünyaya göçmüşlerdi.

Temir Mergen günlerdir Alamışık’ın eteklerinde dolaşmış, bir tek ok atamadan geri dönmüştü her seferinde. Sonunda bir gün iz sürmekte mahir, av tutmakta ak parslara denk vahşi köpekleri ile Alamışık’ın yükseklerindeki karanlık ormanlara avlanmaya gitmeye karar verdi. Uzun süren yolculuğun ardından nihayet ormana girip bir iz bulabilmeleri için köpeklerini serbest bıraktı, hızla ormana dalıp gözden kaybolan köpeklerin havlamalarını duyduğunda nihayet bir iz bulmuş olduklarını anlayıp o yöne koştu ve köpeklerini bulduğunda bir izden fazlasıyla karşılaştı. Issız ormanın içinde garip görünüşlü büyükçe bir çadır duruyordu. Temir Mergen, burada kimin yaşadığını öğrenmek için yaklaştığında çadırın ak keçe ile değil, tamamen insan derisi ile kaplı olduğunu fark etti. Çadırın tepesinden tüten duman içeride bir ocağın yandığını ve birilerinin orada yaşıyor olduğunun işaretiydi. Avcı, ıssız ormanda, üstelik böyle ürkütücü bir çadırda yaşayan birinden iyilik göremeyeceğini biliyordu. Sessizce oradan uzaklaşmak için arkasını döndüğünde çadırın içinden bir ses yükseldi: “İçeri gel oğlum, çekinmene gerek yok, nerede av bulacağını biliyorum.”

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin