SOKRATES

0
6

“Abi! Abii! Topu atar mısın?” çocuklar uzaktan gelen hırpani kılıklı adama hep bir ağızdan sesleniyordu. Hiç istifini bozmadı. Top yokuşun etkisiyle az sonra hızlanacak ve Kutlugün Sokak’taki trafiğe karışacaktı. Çocuklar seslerini yükselterek bir kez daha denedi şansını…

İşte o anda beklenmedik bir şey oldu. Kırk beşine merdiven dayamış uzun ve hafif kambur adam, ellerini cebinden bile çıkarma ihtiyacı hissetmeden gelen topu usta işi bir manevra ile durdurdu. Sol ayağıyla sabitlediği topu, sağ topuğunun yardımıyla şöyle bir yerden kaldırdı, önce sağ omuz, sonra sol omuz ve nihayet kafasıyla sektirerek havalandırdı… Çocuklar ağızları bir karış açık izlerken, Süpermen’e dönüşen Klark Kent havalanan topa, jeneriklik röveşatayı yapıştırmıştı bile…

Her kafadan bir ses çıkıyor, uğultu kesilmiyordu. “Sokrates! Oğlum Sokrates!…” Camcı sesinin duyulmadığını fark edince, asfaltta yatan adamın suratına tokatı aşketti. Sokrates nihayet, yavaş yavaş da olsa gözlerini açtı. Etrafını saran kalabalığı şöyle bir süzdü. Camcı Murat ile Manav Haşim’i seçti içlerinden. Hemen eliyle arka cebini yokladı. Korktuğunun başına gelmediğini fark edince rahatladı.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here