Sahibine Adanmış Mektuplar

0
184

Her şey bir cümleyle başlamıştı; sıradanlığı nispetinde mistik, masumiyeti nisabında kışkırtıcı bir cümleyle: “Gönlü yaş almayanlara, hep genç kalanlara, aşkın hakkını ona teslim edenleredir bu sesleniş.”

Kapılıp gitmiştim bu seslenişe; hayır, toyluktan değil, câhillikten hiç değil, bir çölün ortasında susuzluktan şerha şerha yarılmış kalbimin söz dinlemez delişmenliğinden belki, belki gün ışığından karanlık dehlizler yontma arzusundan, belki de içimde dört mevsim gümbürdeyen davulların yankısını anlamlı kılma arayışından…

Oysa, uçurumlarla dolu bir dağın eteğindeki granit kaya gölgesinde ufku tarayan ve âdeta heykel kesilmiş öncü süvarinin dikkatiyle ya da elindeki keskin neşteri nâzenin derinin hangi kesitine vuracağını tespite çalışan cerrahın titizliğiyle bir an durmalı, çok derin bir nefes almalı, o nefesi gıdım gıdım dışarı salarken düşünmeliydim.

Ve yine oysa, öteden beri bildiğim kadim bir hakikati hemencecik, tam da o anda hatırlamalıydım: Başladığında bitmektir bazı hikâyelerin kaderi… Zirâ kelâm kaderidir insanın ve başlangıç cümlelerinde saklıdır yaklaşan fırtına.

Olmadı. Yapamadım. İklim değişti ve böyle başladı trajedi.

* * * *

Derler ki kalp en hızlı karar alıcıdır; üç, bilemedin beş saniye yeter hükmünü vermesi için. Bu üç-beş saniyeden sonra geçen günler, aylar ve bazen de yıllar, aslında kalbin verdiği kararın akla kabul ettirilmesi için harcanan süredir. Belki de Milan Kundera’nın olaylı kitabı “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği”nde dediği gibi, “yürek konuştuğunda, akıl karşı koymayı yakışıksız bulmaktadır.”

Böyle bir durumdu yaşanan. Aklın bütün itirazlarına, olmazları sıralayan sistem analizlerine, muhtemel senaryolar üzerinden geliştirdiği olumsuz simülasyonlara rağmen, zayıf, cılız, titrek, cansız ve zavallı bir “acaba”nın peşine düşmekti. Bir elif karşısında vav gibi büzülmekti. Kaybetmesi garanti olanın lehine bahse girmekti. Ehl-i ilim için hamakat, ehl-i irfan için feragat olanı kutsamak, ehl-i aşka göz kırpmaktı.  Nereden bakılırsa bakılsın çılgınlıktı.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

PAYLAŞ
Önceki İçerikMart 2016 – Sayı 1
Sonraki İçerikOrdan Geçme

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here