KUYU

0
37

Yaz” dedi Azrail’in kolundaki adam. Geçmişten gelen bir sesle.

“Yaz!” Kutsal bir emir gibiydi. Davudî bir sesti, buyurgandı ama batmıyordu insana. “Karanlık bir yanın var senin, o kuytularda kim bilir neler var! Yaz! Bu cümleleri kaybetme, okuma da artık. Sâdece yaz!”

“Peki” dedi kız uyandığında. Rüyasını hayra yordu. “Peki yazacağım!”

Nasıl yazacağını düşünürken hatırladı. Tanıdığı biri “Ben öyle hatırlamıyorum” yerine “Kuyudan ses öyle gelmedi” derdi. O cümle ışıldadı aklında. Gülümsedi. “Kuyu,” dedi kız, “beynimin içi derin bir kuyu. Kuyudakileri yazacağım.” Belki sıyrılır gider diye düşündü acılar. İçine batmış kıymıkları birer birer söküp çıkaracak bembeyaz kâğıda simsiyah saplayacaktı tüm o kelimeleri. Kim bilir deva buydu belki de.

“Kuyudan ses öyle gelmedi,” diyen adamı hiç sevmezdi. Kibirliydi adam, iticiydi. Kocaman kötücül gözleri vardı. Nereden gelmişti şimdi aklına sevimsiz herif, kovaladı, kovaladı gitmedi. …

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here