Kuruluştan Kurtuluşa Yeşil-Kırmızı Bir Hikâye: Kaf-Sin-Kaf

0
170

Lütfen dikkat! Kaptanınız konuşuyor! Sevgili Ayarsız okuru, uçağımıza hoş geldiniz. Şarampole ve dahi hava boşluğuna düşme ihtimalimiz düşük de olsa mevcuttur. Lütfen kemerlerinizi sıkıca bağlayınız ve koltuğunuzu dik konuma getiriniz. Gâvurun flashback dediği yöntemle birlikte bir hayâl beldesine doğru yolculuğa çıkıyoruz…

Yıl 1081. İlk Türk amirallerinden Emir Çaka Bey, İzmir’i fethettiğinde silâhşörlerine döndü, işaret parmağı ile karşı yakayı işaret etti. “Burası” dedi Çaka Bey, “Burası; şehir merkezi gibi kozmopolit olmamalı. Şu karşıda görünen yakayı inşa edeceğimiz Türk İzmir’in mütemmim cüzü, incisi yapmalı.” Bu söz emrindeki Türkmenlerin kulağında yankılandı. Yamanlar Dağı’nın eteklerinden sâhile kadarki bölgeye Türkler yerleşti. Menemen’i, Foça’yı fethettiler. Çoğunluk oldular. Bu beldeye de “Karşıyaka” adını verdiler.

Yıl 1912. Türk İmparatorluğu sıkıntı içerisinde, bu durum Karşıyaka’yı da fazlasıyla etkiliyor. Meşrutiyet ile gelen sevinç yerini hüzne bırakmış görünüyor. Çok değil birkaç yıl önce “Enver ile Niyazi, Allah yolladı sizi” nidâlarıyla çınlayan sokaklarda fırtına öncesi sessizliği var. Sahil kahvelerinde Türkçe, İngilizce, Fransızca, İtalyanca gazeteler okunuyor. Atlı tramvayda seyreden Türk beylerinin gerginliği yüzlerinden okunuyor. Rum ve Ermeni nüfusun bir kalkışma planı yaptığı kulaktan kulağa yayılıyor. Türk gençlerinin kanı kaynıyor; gidişat iyi değil, bir şey yapmalı…

Karşıyakalı Türk gençlerinin liderlerinden Kadızâde Zühtü Bey yakın arkadaşları Refik Civelek, Osman Nuri, Örnekköylü Hüseyin, Süreyya (İplikçi) ve ağabeyi Kadızâde Raşit ile birlikte hafif yağmurlu bir günde, bir zeytin ağacının altında biraraya geldi. İşte bu atmosferde “Ne yapmalı?” sorusuna cevap aradılar. İçlerindeki millî heyecan âdeta bir kıvılcım gibi parlamıştı. Bir spor kulübü kurmaya karar verdiler. Spor sahalarında gâvur takımlarına karşı mücadele vereceklerdi ve Türk gençliğinde millî bilinci uyandıracaklardı. Spor kulübünün adı Karşıyaka olacaktı. Renkleri yeşil ve kırmızı olsun dediler. Yeşili İslâmiyeti, kırmızısı ise Türklüğü remzediyordu. Kulübün adının Osmanlı Türkçesinde yazılışı olan Kaf-Sin-Kaf bir anda Türk gençliği arasında slogana dönüştü. Bugün de Karşıyaka tribünlerinde gururla söylenen Kaf-Sin-Kaf tezâhüratını o günlerde ilk olarak Mustafa Cemal Ahmet Umar Bey söyledi ve kitlelere yaydı. Türk muhitlerinden akın akın gençler Kaf-Sin-Kaf’a katılıyordu. Türk milliyetçisi gençler yeşil-kırmızı üzerine, Kur’an, bayrak ve silâh üzerine bağlılık yemini verdiler. Artık ölmek vardı lâkin dönmek yoktu.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin