Kant’tan Tavşan Kanı Rize Çayına Bir Dünya Derbisinin Genetik Kodları: Gundispor-Kaşarspor Rekabeti

0
125

Belki de dünyanın gördüğü en eski rekabettir, Gundilerle Kaşarlar arasındaki çekişme. Yemişim kelimenin etimolojisini! Nasıl anlatayım bunu size, öyle ki derbi maç ilk oynandığında tribünler bomboştu, hatta tribün bile yoktu… Kaşarspor’un skor tabelasına yansıyan ilk vuruşu yapıldığında, hayatın nasıl devam edeceğini bile bilmiyordu kimse. Kanı ve cesedi yokmuş gibi yapmak için, bir karganın yeri eşelemesini izledi Kaşarspor. Kimse yoktu etrafta, şöyle diyordu içinden: “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” Oysa boylu boyunca yerde uzanan şu ceset… Güçlü kuvvetliydi, aklı fikri yerindeydi. Üstelik kanının akacağını da biliyordu. “And olsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti şu pişmanlıkla kargayı izleyen adam. Yerde boylu boyunca uzanmış olan ise “And olsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” demişti ötekine. Nitekim öyle de oldu.

İlk derbinin galibi Kaşarspor’du. Gerçi içinde bir pişmanlık vardı, kargayı izledikten sonra kardeşinin cesedini gömmüş, ortalığı temizlemişti ama… Bin yıllar sonra bu hikâyeyi Tanrı’nın meleğinden duyan bir adam,  şöyle buyurmuştu: “Zulümle öldürülmüş hiç kimse yoktur ki, onun kanında Âdem’in ilk oğluna bir pay düşmesin. Çünkü adam öldürenlerin ilki odur.”

Sonra ne Gundilerin ardı arkası kesildi ne de Kaşarların. Kadrolar kalabalıklaşmaya başladığında yavaş yavaş Gundispor ve Kaşarspor müsabakaları da sıklaşmaya başladı. Hemen her yerde, her zaman, kıran kırana bir mücadele… Tribünler sürekli ayakta, Kaşarspor mütemadiyen atakta. Milyonlarca gol attı Kaşarspor. Bir kere vazgeçmedi Gundiler, her seferinde topu getirip santraya diktiler. Muazzam bir inanç, sarsılmaz bir duruş… Skor tabelasında yedi haneli farklar okunuyor. Kaşarspor attığını saymaktan yorulmuş, Gundispor her santraya gelişinde aynı sözler: Sıkıntı yok beyler, bu maçı alacağız!

Bu Gundilerin hepsi içten yanmalı motor gibi çalışır. Topu tekrar santraya getirip dikerken, dışarıdan herhangi bir ikmâle ihtiyaç duymazlar. Al topu, dik santraya, pas ver. Hoooooop Gundispor kalesinde bir gol daha. Oğlum n’oldu, nasıl geldi o top oraya? Olsun, mühim değil, bu maçı alacağız.

Kaşarspor’un pişmanlığı zamanla azaldı. Toprağı eşeleyen kargayı da unuttular, kendini asan Judas’ı da… Hani şu İsa’yı yanağından öpüp ispiyonlayan Kaşar! E onun için Kaşarspor adını aldılar zaten. Bunlar ne kural tanıdılar, ne hakem. Maç devam ederken kendi aralarında konuşuyorlardı, “Ne yani her seferinde topu kapıp gol atmak için o kadar koşmak zorunda mıyız” diye sorgulamaya başladılar. Ne yapıp ettiler ve sahayı on derecelik açıyla Gundispor kalesine doğru eğdiler. Gundiler topu kaleden uzaklaştırmak için yokuş yukarı koşmaya, Kaşarlar ise rakip kaleye kendiliğinden giden golleri izlemek için çimenlerin üzerinde uzanmaya başladılar. Kaşarlar konforu böylelikle keşfetti.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here