Huzur

0
195

Kasırgam, meltemim,
Ezelim, ebedim,
Üzerinden çok uzun zaman geçtiği için şimdi ancak belli belirsiz canlandırabildiğim bir sahne var gözümün önünde: İçinde yıldızların sek sek oynadığı gözlerle, hani alışık olmayanın bu ışık cümbüşünü denizdeki yakamoz ışıltısıyla karıştıracağı aydınlık gözlerle bana bakıyor, varlığımın sana huzur kattığını söylüyorsun. Yokluğumda en çok bu huzur duygusunu özlediğinin altını çiziyor, bu durumla ilgili mâkul bir îzâhım olup olmadığını soruyorsun.
Sualini cevapsız bırakıyorum. Cevabım olmadığından değil, cevabın karmaşık ve iç burkucu olmasından sessizliğim… Tanpınar’ın kendini büyük ihtimalle Mümtaz karakteri üzerinden ifâde ettiği “Huzur” romanı geliyor aklıma… Roman karakterlerinden Nuran’ın içinde bocalayıp durduğu çıkmaz, sevmekten ve sevilmekten hiç hoşlanmayan Suat’ın varoluşsal krizini intiharla sona erdirişi ve elbette Mümtaz’ın aşk ile huzur arasındaki ilişkiyi anlamlandırmaya çalışırken içine düştüğü bunalım da zihnime üşüşüyor.
Romanda sorgulanan konular beni daldan dala atlayan bir maymun gibi başka düşüncelere sürüklüyor, sorular başka soruları çoğaltıyor ve mecburî sükûtum uzuyor. Neden sonra dayanamayıp suskunluğumun sebebini soruyorsun. “Bir gün anlatırım” diye mukabele ediyorum. Gözündeki som ışıklara yetim gölgeler düşüyor, inanmaz şekilde bana bakıyorsun.
Vakit gelmiş olsa gerek ki, neler düşündüğümü -en azından bu düşüncelerden bazılarını- şimdi sorulara cevaplar yoluyla anlatacağım sana.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin